Beykoz’un olum tarlalari!!!

Beykoz Barinagi Gercekleri

Beykoz’da Mahşer Günü

with 3 comments

8 Ekim 2008 günü, İstanbul Beykoz yine hayvanlar için mahşer yerine dönüştü. Kedi, köpek ne varsa zehirlendi.

Written by Viktor Larkhill

October 9, 2008 at 1:33 pm

Posted in Uncategorized

Yasemin Baban’dan İhsan Öksüz’e Açık Mektup

with 2 comments

Aşağıda okuyacağınız satırlar, Beykoz sokak hayvanlarının yılmaz savunucusu Yasemin Baban tarafından, Beykoz barınağına el koyan ekibin başındaki İhsan Öksüz’e yazılmış açık mektuptur:

” Bugün dışarıda fırtına var ve bardaktan boşalırmış gibi yağmur yağıyor. Aklım ve kalbim barınaktan ormanlara atmış olduğunuz ve kısırlaştırıyoruz diye katlettiğiniz

bir deri bir kemik dikişleri daha kapanmamış şekilde atılan yavru köpeklerde.

Siz içeride sıcak ve kuruda bol bol yiyerek şişmanlamaya devan ederken bizler geçmiş seneler boyunca her ay kısırlaştırma ve barınak için aylık harcadıklarımızı sizi mahkemeye verip yaptıklarınız için cezalanmanızı sağlamak yerine aç bıraktığınız köpekleri beslemek ve hasta ettiklerinizi de tedavi ettirmeye kullanıyoruz.

Cezalanmanızı ise Allah’a havale ettik. Onun yarattığı varlıklara eziyet etmek haraç kesmeye ve kaçak işler yapmaya benzemez, bunun cezası çok daha ağır olur. Sizinde sevdikleriniz aç susuz ve hasta ölürler. Allah’ıma sizin hakkınızda gereken adalet’i vermesi için her gün dua ettiğimi bilmenizi isterim.

Elbetteki Belediyenin sorumlusu olarak Belediyenin gözüken barınağın idaresini ele almak isteyebilirdiniz. Birkaç sene önce Sarıyer ilçesinde olduğu gibi gönüllülere barınağı boşalmak için bir süre verilerek medeni bir şekilde köpekleri telef etmeden devir almak varken siz kendi deyimlerinizle ‘’darbe yapıp barınağa el koydunuz’’ bu kelimeleri kullanan bir kişinin medeni bir iş yapması mümkün değildir.

Bu şekilde el koyarak aslında kanunun öngördüğü şekilde Belediyenin temin etmiş olması gerekirken tamamen Derneğimizin temin etmiş olduğundan Derneğimize ait olan köpeklerin barınması, bakımı ve kısırlaştırılması için kullanılan ve mahkemece orada bulunduğunun tespiti yapılan bütün mallarımızı gasp etmiş ve halada etmektesiniz.

Bu yaptıklarınızı sizden önceki aynı görevde olan Başkan yardımcıları da yapabilirdi ama Başkanın ısrarlarına rağmen yapmadılar çünkü onlar haysiyetli idi bizim yaptığımız fedakarlıkları biliyorlardı.

Geçenlerde Riva da köpeklerin zehirlenerek öldürülmesi olayında basına konuşan bir hayvan severin bizzat evine giderek kendisini tehdit etmiş olmanız tarzınızın bir başka çok çirkin emsalidir.

Yine tarzınız gereği sizin bütün bildiğiniz yardımlar ‘’Deniz Feneri’’ usulü olduğundan bizleri kendiniz gibi bilip bize hakarette bulundunuz.

Dört senedir Beykoz’un köpeklerinin tedavisi ve kısırlaştırılması kuduz aşısı dahil tamamen Derneğimiz tarafından karşılanmıştır.

Belediye için sıfır maliyetle köpek kısırlaşırken ve Beykozlular her gün sürekli Beyaz masayı köpek sorunları için ararken bütün ısrarlarımıza rağmen köpek yakalama faaliyetini Belediye bir türlü geçekleştirememiştir. (Bu konudaki zamanında Başkana gönderilmiş maillerim halen duruyor hepsini her an açıklayabilirim)

Bana Beykoz Belediyesinin hiç maddi imkanı yok diye yakınıyordunuz. Kısırlaştırma işinden hayvanların sırtından para kazanılabilirliği ortaya çıkınca mı işler değişti? Şimdi nasıl oluyor da birden bire bütün köpekler yaşlı, yavru hatta kısır olanlar bile tekrar kısırlaştırılsın diye yakalama ekipleri birden tam faaliyet çalışıyor? kısırlaştırmanın bedelli ve pahalı olmasını mı beklediniz? Senelerce bize paramız yok derken şimdi bu bedelleri nasıl birden bire karşılayabilir oldunuz?

Bu sorulara bütün bundan önceki sorumlarımıza olduğu gibi cevap verilmeyeceğini biliyorum. Hem Başkan hem siz bugüne kadar bütün teklif ve davetlerimize rağmen basın önünde sorularımıza cevap vermekten kaçındınız. Maalesef yürekle karşımıza çıkmak yerine hep arkadan şerefsizce yalan söyleyerek ve hakaret ederek demeç verdiniz.

Merak etmeyin, herkes illaki yaptıklarının bedelini er veya geç ödeyecek…..

Size iyi bayramlar dilerim.”

Yasemin Baban

Not: Bu mail’imi herkesin okuyabilmesi için Beykoz Killers adlı adresse

göndereceğimi tarafınıza bildiririm

Written by Viktor Larkhill

September 28, 2008 at 8:21 pm

Posted in Uncategorized

Beykoz Barinagi Once ve Sonra

with 28 comments

Bu gordukleriniz Muharrem Ergul’un, Beykoz belediye baskaninin, eseri.

Bu aslida O’nun tarafindan butun Turk hayvanseverlere, barinaga gidip yardim etmeye calisan kisilere, hakimlere, temel insani degerlere karsi denilen bir “hadi be ordan”..

Beykoz barinaginin arkasinda yasayan 500 kopek artikyok. Bu kopeklerin hepsi Beykoz gonulluleri tarafindan saglanan tahta klubelerde yasiyorlardi

Iste burada, once ve sonra cekilmis resimler.

SONRA.

SU ANDA HEPSI HAYATLARINI KAYBETTILER.


Sevgili Arkadaslar,
Siz bu yaziyi okurken, Beykoz hayvan barinagi bosaltiliyor. Iceride kalan son kopekler de cevredeki koylere ve ormanlara atiliyor. 2000 kopegin yok olmasi inkar edilemez, artik isi tamamliyorlar…
Asagidaki resimde gordugunuz kisilerbelediye ekibi. Siz bu satirlari okurken, isin sonuna gelmek uzereler.

Beykoz: yeni kesin deliller !!!

with 28 comments

Gune bir telefon alarak basladik.

Basin mensubu bir arkadasimiz, bizi arayarak bugune kadar gorulmemis belgelerden bahsetti. Bu belgeler basina sizmisti ve Beykoz belediye baskani Muharren Ergul’u dogrudan bu bolgede bu yil boyunca uygulanan kopek itlafina bagliyordu.

Anlasilan oydu ki, bu katliamlara dahil olan bir kisi artik vicdanina yenilmisti ve belgeleri aciga cikarmaya karar vermisti.

Bu belgeler Muharrem Ergul’un halka, basina ve mahkemelere gercekleri soylemediginin direk kaniti.

Burada gorecekleriniz direk olum fermanlari. ITLAF EKIBI lafi geciyor, yani OLUM FERMANI.

Itlafi gerceklestirecek kisilerin adlari bile geciyor: Huseyin Atasever, Yasar Duman ve Husamettin Palabiyik. Itlaf arabasini plakasi bile var: 34 GT 608.

Olum emirleri belediyedik sorumlu kisilerce verilmis. Emirler aninda yerine getirilmis – bazen zehirleme ile, bazen, asagidaki resimlerde goreceginiz gibi, bas bolgesine bir el ates edilerek.

Bu vakada bir villada calisan bir kisi bizimle iletisim kurdu, ve genellikle kopek cesetlerini ormana atan bir belediye arabasi hakkinda sikayette bulunmak istesdi. Bu zavalli kopek 5 kere vurulmust. 3 kez bas bolgesine, 2 kez de vucut. Cesedi, tilki ve cakallardan tarafindan yenmesi icin atilmisti.

Su anda butun belgeler yetkililerin elinde ve mahkemede delil olarak kullanilacak.

Muharrem Ergul’emergul@beykoz.bel.tr adresine e-posta atin.

Not: 34 GT 608 plakasını trafik.gov.tr veritabanında araştırdık. Bu veritabanından, bir araç hakkında bütün bilgileri elde edebiliyorsunuz, araç çalıntı mı değil mi gibi bilgilere de ulaşılabiliyor. Buna göre 34 GT 608

Markası: DE SOTO

Modeli: 2002

Sahip Belge Tarihi: 23:01.2002

Tescil Birimi: Beykoz

Renk: Mavi

Cinsi: Kamyonet

Çalıntı mı: HAYIR

Hak Mahrumiyeti: Var

Hacizli Yakalamalı: Beykoz Vergi Dairesi 09.04.2008

Hacizli: Beykoz İcra Müdürlüğü 02.05.2007

Yani bu araç zaten yasadışı bir araç!  Daha önce bir kere el konulmuş olan araç, ödenmemiş vergi borçları yüzünden yine hacizli! Bu işi kazdıkça daha çok şey çıkıyor altından.

Muharrem’in Cenneti

with 3 comments

Yakin bir zamanda Muharrem Ergul, soyle dedi

“Beykoz barinagi muhtesem bir yer, hayvanlarimiz icin sicacik bir yuva”

Iste Ergul’un sicacik bir yuva oldugunu soyledigi yer burasi… Hasta ve tedavi gormeyen hayvanlarin, Agustos gunesi altinda nefes alabilmek icin mucadele verdigi bir yer.. kopeklerin keneler tarafindan canli canli yendigi bir yer… kopeklerin kisirlastirma icin getirildikten sonra katledilip ormanin bir kosesine atildiklari bir yer… calisanlarin hayvanlara bakmak yerine cay kahve ictigi ve porno dergiler okudugu bir yer.. curumus ceset kokularini alabildiginiz bir yer..

Igrenc. Utan verici.. Ulusal bir utanc kaynagi.

Muharrem Ergul’e bir e-posta atin. Neler oldugunu bildiginizi soyleyin:

mergul@beykoz.bel.tr

Uluslararası Kınama

with 7 comments

Bugün dünyanın çeşitli yerlerindeki hayvanseveler oldukça şaşırtıcı bir mesaj aldılar. Görünüşe göre, bu mesaj Türkiye Turizm Bakanı Ertuğrul Günay imzalı idi. İşte gelen mesaj:

‘Gönderdiğiniz email beni çok üzdü ve bu nedenle size bizzat cevap vermeye zorunlu hissettim. Hayvanlara ya da herhangi bir canlıya karşı kötü muameleyi mazur görmem mümkün değildir. Bu olaylar karşısında af da dileyemem. Hiçbirşey hayatın kendisinden daha kutal olamaz. Derin bir üzüntü içindeyim.

Biz insanlar sürekli olarak kendimizi doğa ile bütünleştirmekten söz ediyor, doğayı ve çevremizi düzenlemek için sistemler geliştiriyor ve ekolojinin bir parçası imiş gibi davranıyoruz. Ancak halen kurmuş olduğumuz ‘en ileri yaşam seviyesesinin’ diğer yaşam formlarının üzerinde yarattığı tahribati engelleyemiyoruz. Her türlü yaşam. Köpek dövüşleri, boğa güreşleri, hayvanlar üzerinde yapılan deneyler, hayvan çiftlikleri….Liste sonra ermiyor. Daha geçtiğimiz on yıl içerisinde milyonlarca büyükbaş hayvan insanlarca yok edildi.

Ancak bu da yetmiyor. Avrupa’nın ortasında bile insan hayatı da sistematik bir şeklide yok ediliyor. Siviller en son teknoloji ürünleri ile ne olduklarını bile anlayamadan öldürülüyorlar. İzlediğim bir televizyon programını hatırlıyorum. Burada çok gururlu bir muhabir, yerin altındaki sığınaklara bile ulaşabilen yeni bir füze sistemini anlatıyordu. Yani insanların canını sığındıkları bir yerde bile alabilen bir yöntem! Bu çok acı. Böyle de olmalı.

‘Gelişmiş dünya’nın bir üyesi olup olmamamız, diğerlerini eleştirecek hakkımız olup olmaması ya da az gelişmiş ülkelerin ‘kınanacak insanları’ arasında olup olmamamız farketmemeli – hepimiz sistematik ölüme karşı durmalıyız. Yaşamı zalimlere karşı korumalıyız, ayrım yapmadan, bahaneler bulmadan, ayrıcalık yapmadan… Koşulsuz olarak.

.Aslında ben onlarla 20 yılı aşkın bir süredir evimi paylaşıyorum. Adlarını Yodi, Miscia ve Marcvs koyduk. Ancak zaman içinde bu isimlerin önemi azalıyor; onlar artık ‘oğlumuz’ ya da ‘kızımız’ ya da ‘kardeşimiz’ oluyorlar. O ışıldayan gözlerindeki derin ancak çaresiz bakışı çok iyi bilmekteyim. Hayatlarımıza ekledikleri mutluluğu da. Ve onlardan ayrılmak zorunda kaldığınızda içinizden birşeyin nasıl kopup gittiğini de.

Yani bir kez daha belirtmek gerekirse, sizleri bana mesaj atmaya iten bu resimler beni de derinden yaraladı. Aslında internette ölüm kampı olarak gösterilseler de, aslında söz konusu bu barınaklar en başta hayvanseverlerin girişimi ve belediyelerin desteği ile kuruldular. Oğlum bu barınaklara yemem götüren kişilerden sadece biriydi. Ancak ne yazık ki buralardaki dört bacaklı misafirlerimizin sayısı giderek artıyor ve bunun sonucunda da onlara şehirlerde gereken ortam ve bakımın sağlanması imkansız hale geliyor. Aslında biz hayvanseverler de bu artıştan sorumluyuz. Kısırlaştırma ülkemizde yaygın bir uygulama değil. Sonuç olarak, yeni doğan kedi ve köpeklerin sayısı bizim bakabileceğimizden çok daha fazla.

Bir bakan olarak bu zalim ve acı verici olaylarla doğrudan bir ilgim bulunmuyor, ancak yavru hayvanların kalp atışlarının parmaklarımla hissetmiş bir insan olarak ben de sorumluluk kabul ediyorum. Bu barınaklara kaynak sağlanması için elimden geleni yapacağım, ve bu üzücü olaylardan sorumlu olanları bizzat uyaracağım.

Size endişelerinizi bizimle paylaştığınız için teşekkür ederim. Bu dostalarımıza daha iyi bir ortam yaratabilmek için sizin desteğinize ihtiyacımız var. Sizin desteğiniz bu barınaklarda çalıişan gönüllüleri de cesaretlendirecektir’.

Saygılarımla,

Ertuğrul Günay

Bu mesajın bir bakan tarafından yazılmış olması oldukça üzücü. Bir yandan, hükümet sokak hayvanları sorununun tek çözümü olarak benimsenen ‘Kısırlaştır ve Yerine Bırak’ sistemini getiren bir yasa çıkartmış iken, diğer yandan yine ayni hükümet ülkenin dört bir yanında köpek öldürme operasyonları yürütüyor. Ankara, İstanbul, Antalya vs… Her yerde, her gün devam eden bir sistematik soykırım. Sorumlulara karşı açılan davalar birikiyor. Aslında inanılmaz boyutlarda bir trajedi. Bütün dünyanın her gün gördüğü bir utanç kaynağı.

Ve derken Bakan Günay bize insanların kötülüğünden, ineklerin öldürülmesinden (zannedersek o da bizim gibi vejeteryen), savaşlarda ölen insanlardan bahseden duygusal bir mesaj gönderiyor. Tabii bir de yavru köpek gözlerinin en sevdiği şey olduğunu ekleyerek hayvanseverliğini de vurguluyor. Yaraya tuz eklercesine, bir de barınaklar için kaynak yaratma sözü veriyor.

Şaka gibi..

İşte bu da bizim Sn. Günay’a cevabımız:

Kaynak yaratma konusunu gelecek seçimlere bırakın Sn. Günay. Ülkedeki barınakların rezil ve utanç verici durumu hakkında bahaneler üretmek yerine de, kanunların ön gördüğü gibi, Kısırlaştır ve Yerine Bırak sistemini uygulayın.

Oğlunuz bu resimleri gördüğünde ne hissedecek merak ediyoruz. Bunlar dün Beykoz’da çekildiler ve bunları gördüğünüzde gözyaşları dökmek yerine utanç duymalısınız. Zira bir bakan olarak bu cinayet ve zulümden siz de bizzat sorumlusunuz.

ertugrul.gunay@kultur.gov.tr

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/9543228.asp?gid=233&sz=42807

Istanbul, 2010 Avrupa Kültür Baskenti…

with 6 comments

Beykoz Belediye Baskani Muharrem Ergul ve Kartal Belediye Baskani Arif Daglar arasindaki ortak nokta nedir?

Iste sonuç.. Ölüm partileri ve vergiler ile ödenen katliamlar..

Türk halki buna göz yumdukça bu böyle devam edecek.Bu yapilanlara “dur” demenin tek yolu ortak hareket ederek bu suç ve suçlulari teshir etmek Ve ,en önemlisi bu insanlari mahkemeye çikarmak.

Bunu yapmadigimiz sürece hiçbir sey degismeyecek ve bu barbar görüntüler Türkiye’nin sembolu haline dönüsecek..

Simdiden dönüsmeye basladi…

Herkes yataklarında huzur içinde uyurken onlar iç organları yavaş yavaş parçalanarak ve kan kusarak öldüler.

Istanbul 2010’da Avrupa’nın kültür başkenti olmaya hazırlanıyor.

Katliam sayıları!!!

with one comment

Haziran ve Temmuz ayları arasında yetkililere ölüm raporu bildirilen köpek sayıları.
Şunu unutmayın bu sayılar halka açık olan yapılan ve gönüllüler tarafından jandarmaya rapor edilen vaka ve sayılar.
Gerçek sayı bu sayının KAT KAT üstünde.

06.05.2008 ALİ BAHADIR / BEYKOZ 10 köpek ve 2 kedi zehirlendi.
15.05.2008 POLONEZKÖY / BEYKOZ Orman koruyucuları tarafından 10-15 köpek silah ile vuruldu.
25.06.2008 SOGUK SU / BEYKOZ 4-5 köpek zehirlendi.
09.07.2008 RİVA / BEYKOZ 30 civarında köpek zehirlendi ve silah ile vuruldu.
12.07.2008 AKBABA / BEYKOZ 10 civarında köpek zehirlendi.
16.07.2008 PAŞABAHÇE / BEYKOZ 1 köpek zehirlendi.
17.07.2008 ANADOLU KAVAĞI / BEYKOZ Beykoz barınağına ait bir köpek zehirlendi.
18.072008 BOZHANE / BEYKOZ Beykoz barınağına ait 3 köpek katledildi.

Istanbul’dan görüntü ve sesler…

with one comment

Istanbul’dan görüntü ve sesler…

Bu resimler bugün Beykoz ‘un farkli köselerinde çekildi.Öglen saatinde.Genelde bu saatlerde köpekler günesten ve sicaktan saklanirlar.Aksam saatlerindeki ortami siz hayal edin,bütün köpekler su ve yemek bulabilmek için ortaliga çikarlar.

Muharrem Ergul ve Kadir Topbas’in belediye baskani olarak yaptiklari hiçbir belediyede olmadigi kadar açik ve net.
Beykozda gördügümüz tablo, acikli,zalimce,barbarca… Istanbul ve Türkiye için büyük utanç kaynagi… Istanbul, Avrupai bir kültür sehri…evet..çok dogru!!

Istanbul’dan görüntü ve sesler…Ölümün Görüntüsü, Istirabin Sesi

Beykoz Ve Olum

with 7 comments

Sevgili Hayvansever Dostlar,
Az once Beykoz Gonulluleri Dernegi baskani Yasemin Baban’dan bir mesaj aldik. Buradan sizlere Beykoz Beldediyesi Baskani Muharrem Ergul’un yaptiklarini duyurmaya devam etmekteyiz. Bir ara dusunduk ki, eger bu kisiye karsi yuruttugumuz mucadelenin boyutunu biraz da olsa kucultursek, bu barinaktaki durumun degisebilirdi. Hata ettik.

Dolayisiyla sizleri gecen ay icerisinde Beykoz’un olum tarlalarinda olanlar ile ilgili bilgilendirecegiz. Yasemin Baban ve Berrin Olcay tarafindan yonetilen sokak hayvanlari dernegi su anda belediyeye karsi cesitli davalar acmis durumda. Olcay ve Baban ayni zamanda belediyenin veterinerlik islerinden sorumlu olan o yabani Ihsan Oksuz’e karsi da iftira davasi actilar.
15 Temmuz gunu Olcay ve Baban, barinagin veterinerinin ve iscilerinin yasalara aykiri bicimde isten atilmasi ile ilgili bir dava icin mahkemedeydiler. Belediye bu kisilere 100.000 YTL (yaklasik 50.000 Euro) odemeye mahkum edildi.
Aslinda, hayal aleminde yasayan bir kisinin yasadisi eylemleri sonucunda vergi veren kisilerin cebinden boyle bir para cikmasi cok uzucu. Bu parayi kendi kisisel gelirinden odemeliydi.
Daha 6 ay kadar once 1500 kopegin barindigi Beykoz Barinagi’nda su anda tas catlasa 350 kadar kopek kalmis durumda!
Bu kopekler nereye gitti?Aslinda cevap acik, katledilip toplu mezarlara gomulmeyenler, Beykoz’daki koylerin yakinlarindaki ormanlara terkedildi. 30 derece sicaklik altinda su ya da yemek bulamayan bu kopekler, koylulerden medet umarak hayatta kalmaya calisiyorlar ancak ne yazik ki koyluler de onlari zehirliyor ya da silahlarla vurarak olduruyolar.

“Zehirle ve oldur” Beykoz’da artik siradanlasti. Belediye “kisirlastir ve yerine birak” sistemini uygulamayi redediyor. Bolgede hamile olan kopeklerin sayisi inanilmaz boyutta. Iclerinden hayatta kalmayi basarabilenler de yakinda koyluler tarafindan katledilecek.


Eskiden gunde yaklasik 20 kopegin kisirlastirildigi barinak su anda tamamen kontrolden cikmis durumda. Kopekleri yakalamakla gorevli olan personel, onlari denetleyecek gonullulerin de bulunmamasi sebebi ile, butun gun oturup cay kahve icmekten baska birsey yapmiyor.
Gectigimiz hafta bir grup Alman medya mensubu barinagi ziyaret etmek icin geldiler ve belediyeden randevu aldilar. Tabii bu grubun ziyareti sebebi ile barinak bastan asagiya yeniden hazirlandi. Uzerine yeni kiyafetlerini ceken Oksuz bizzat barinaga gitti. Eminiz ki, bu Alman medya mensuplari bu egitimsiz adamin soyledigklerine inanmadilar. Eminiz ki bu adam hayvan gonulluleri kopekleri Cin lokantalarina satiyorlar, bizse mukemmel bir is yapiyoruz dedigi zaman, bu Alman grubun uyeleri buna inanmadilar. Alman gazetecilerin bu kadar aptal olmadiklarina inanmak istiyoruz.
Baban’in telefonu Beykoz’dan gelen ihbarlardan susmak bilmiyor – araba carpmasi sonucu bacagi ya da kalcasi kirilan kopekler, zehirlenmis kopekler, cocuklarin gozu onunde vurulan kopekler ve daha akliniza ne gelirse.

Baban ve Olcay bu kopekler icin yapabilecekleri ne varsa yapiyorlar, onlari Istanbul’daki cesitli kliniklerde tedavi ettiriyorlar. Gectigimiz hafta, barinak yetkililerinden, yaralanmis olan iki tane kopegi iyilesene kadar barinakta tutmalarini istediler. Ama barinak bu istegi kabul etmedi….
Bravo Ergul!!
Beykoz barinagindaki veteriner klinigini Baban ve Olcay kurdular. Burasi Beykoz hayvanlari icin bir rehabilitasyon merkezi ve yasal olarak Beykoz’daki kopekler ile ilgilenmek zorundalar, ancak kopekleri gecici olarak tutabilecekleri yerleri bile yok.
Belediyenin kopek yakalama ekibi (cay kahve icmekle mesgul oldugundan) hicbir kopegi yakalayip kisirlastirmiyor. Baban ve Olcay tarafindan kisirlastirilmak uzere getirilen kopekler ise kabul edilmiyor. Barinak aslinda kopek yetistirme ciftligine dondu, kisirlastirilmamis disi ve erkek kopekleri bir arada tutuluyor. Durum bir facia, tam bir utanc kaynagi.

2007 yilinda Baban ve Olcay, 1200 metre kare branda aldilar ve bu branda ile kopeklere golgelik yaptilar. Bir ay once, 10 gonullu arkadasimiz barinaga giderek bu golgelikleri tekrardan takmak istediler, ancak izin verilmedi. Sebep ise, barinak calisanlari bunu kendileri yapacakmis. Temmuz ayinin sonuna geldik, ve daha hicbirsey yapilmadi. Kopekler yaz gunesinin altinda yavas yavas kizariyorlar.

Sorumlu veteriner hekim su anda 40 gundur tatilde! Yerine bakan veteriner ise gorev basinda. Bu kisi tamanen deneyimsiz, daha gecen hafta ameliyat ettigi bir kopek, ameliyattan sonra dogru duzgun dikis atilmadigi icin ic kanama gecirdi ve hayatini kaybetti. Bir baska kopege tam kritik bir durumda iken biz ulastik ve kurtardik.  Aslinda, bir sahilde bira satsa ya da gunes semsiyesi taksa daha iyi olur.

Kisaca, tam bir utanc.

Beykoz’un Olum Tarlalari’na hosgeldiniz. Hayvanlar icin bir cehennem.