ÖLÜM MİMARI

Boğaziçini kucaklamasıyla ve gökyüzündeki kubbe ve minareleriyle İstanbul dünyanın en romantik şehirlerinden biri. Tarihi Bizans’tan, Konstantinapolis’likten Osmanlı Padişahlığının baş şehri olmaya kadar uzanıyor. Bugün İstanbul Türkiye’de kültürün kalbinin attığı yer. 2010 yılında da bu muhteşem şehir Avrupa’nın kültür başkenti olacak ve böylece Avrupa harikaları listesinde Floransa, Amsterdam, Paris ve Stockholm’un yanında yerini alacak.
Son yıllarda İstanbul yeni bir ismi hak etti: IstanCOOL (havalı İstanbul).
İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Haliç’in önündeki ofisinden bu şehirde yaşayan 14 milyon insanın günlük hayatını izliyor… bunun yanında çok daha şanssız canlıların, sokak köpeklerinin, gizlice öldürülmesini de izliyor.
Şu anda burada köpek avcılığı partilerinden, binlerce köpeğin yakındaki adalara boşaltılmasından ya da Topbaş’dan öncekilerin yaptığı insanlık dışı eylemlerden ayrıntılarıyla bahsetmeyeceğiz. Bunların yerine şu anda İstanbul Belediyelerinin (Şişli ve Kadıköy ilerici Belediye Başkanları sayesinde gurur duyduğumuz istisnalar) yürütmekte olduğu, gizli ve koordineli kampanyalardan bahsedeceğiz.
Bir ilahiyatçı ve mimar olan Kadir Topbaş 1977 yılında kendini siyasetçi olarak yeniden yarattı ve 2004 yılında da İstanbul Belediye Başkanı olarak hayat amacını İstanbul’u gerçek bir Avrupa kenti haline getirmeye dönüştürdü. Avrupa’yı gezerken yerlerin düzeni ve altyapısı, parkların temizliği onu çok etkiledi.. ve Hollanda’nın laleleri. Ayrıca London’nın Ulusal Müzesi’nin ya da Florence Ufizzi’nin önünde hiç köpek sürüsü görülmemesinden de etkilendi.
Topbaş’ı İstanbul’u Avrupa görünümlü bir şehir yapma gayretleri için alkışlasak da kabullenmek gerekir ki bunu yapmak mümkün değil. Bu şehrin etkisi ve cazibesi Doğu ve Batı kültürlerinin muhteşem bir şekilde harmanlanmış olmasından geliyor.
İstanbul’un sokak köpekleri nüfusuyla ilgili ne yapılacak? Mantık, istatistik ve yasalar bu nüfusu kontrol etmenin tek yolunun Kısırlaştır ve Yerine Bırak sistemini doğru bir şekilde uygulamaktan geçtiğini açıkça gösteriyor. Ancak Topbaş kısa dönemli bir çözüme resmi olmayan bir onay vermiş bulunmakta.
Bu çözüm ki yasadışı olmakla kalmıyor aynı zamanda etkisiz ve başarı şansı hiç yok. Öldürmek.
Bütün dikkatli gözlemlerine rağmen Topbaş Avrupa’daki hayatın çok önemli bir noktasını gözden kaçırmış bulunmakta. Avrupa köpekleri çok sever. Istanbul, uluslararası tanıtım ve halkla ilişkiler kampanyaları için açıklanmayan büyük tutarlarda para harcarken bu paraların çoğu Topbaş’ın ölüm kampları haberlerinin Avrupa’da duyulmasıyla ve süt verirken ölmüş anneyle yanında açlıktan ölmekte olan yavrularının resimlerinin Avrupa’daki insanların bilgisayar ekranlarında belirmesiyle çöpe gitmiş oluyor.
Beykoz’daki son olaylar bize teknolojinin gücünün nerelere vardığını gösterdi. Bugün Beykoz adı zalimlik ve barbarlıkla beraber anılıyor. Beykoz’daki görüntüler ve oradan çıkan sesler, vali Muharrem Ergül’le ilgili duyulanlar, bu harika şehrin imajını zedelerken aynı zamanda milyonlarca Türk ve Avrupalı’nın içini sızlatıyor.
Dün Türkiye’nin en büyük gazetesi, Hürriyet, Beykoz Belediyesi tarafından gerçekleştirilen yeni bir katliamı haber yaptı. Strikninin harap edici etkisiyle ölmüş köpeklerin, kedilerin ve başka çiftlik hayvanlarının resimleri vardı. Bir tarafta öksüz kalmış 11 köpek yavrusu ölü annelerinden son damla sütü emmeye çalışırken diğer yandan hayatında ilk kez insan eliyle gerçekleşmiş ölümlere şahit olan köy çocukları ağlıyordu. Sinirli köylüler Beykoz Belediye Başkanını ve öldürme emrini gerçekleştiren ekibini suçlarken neden kendi liderlerinin böyle bir katliam emri verdiğini anlamaya çalışıyordu. Burası hayvanları seven bir köydü ve şu anda önlerinde ölü olarak yatan hayvanların varlığı onlar için mutluluk kaynağıydı.
Bir belediye çalışanıysa başkanı Muharrem Ergül’ün ‘hayvanseverliğini’ alkışlıyordu.
Topbaş’ın bu yolun doğru ve ilerici yol olmadığını anlaması ne kadar zaman alacak? Işığı görmesini kaç Avrupa toplantısı, kampanya, gazete makalesi, ne kadar utanç sağlayacak? Kaç dava, kaç eylem, kaç boykot gerekli?
Avrupa kültürü lalelerden, modern resim müzelerinden ve alışveriş merkezinden çok daha fazlasıdır.
Umuyoruz ki bir gün Topbaş bu şehrin büyük bir ihtiyaç içerisinde olduğu gerçek mimara dönüşür.
Ölüm mimarı olmak yerine hayat oluşturur.



köpeklerin sayısının artması nedeniyle bunların yaşandığını anlamıyor musunuz? sokakta köpek olur mu? pislikleriyle kist hidatite yakalanan insanları ne yapacağız? onların da tedavisini yaptıracak mısınız? bizim mahallede de insanlar, o kadar bıktılar ki artık köpekleri zehirliyorlar. Bunun günahı da, sorumluluğu da sizin gibilere ait.