Beykoz’un olum tarlalari!!!

Beykoz Barinagi Gercekleri

Uluslararası Utanç ve Kınama

with 7 comments

Bugün dünyanın çeşitli yerlerindeki hayvanseveler oldukça şaşırtıcı bir mesaj aldılar. Görünüşe göre, bu mesaj Türkiye Turizm Bakanı Ertuğrul Günay imzalı idi. İşte gelen mesaj:

‘Gönderdiğiniz email beni çok üzdü ve bu nedenle size bizzat cevap vermeye zorunlu hissettim. Hayvanlara ya da herhangi bir canlıya karşı kötü muameleyi mazur görmem mümkün değildir. Bu olaylar karşısında af da dileyemem. Hiçbirşey hayatın kendisinden daha kutal olamaz. Derin bir üzüntü içindeyim.

Biz insanlar sürekli olarak kendimizi doğa ile bütünleştirmekten söz ediyor, doğayı ve çevremizi düzenlemek için sistemler geliştiriyor ve ekolojinin bir parçası imiş gibi davranıyoruz. Ancak halen kurmuş olduğumuz ‘en ileri yaşam seviyesesinin’ diğer yaşam formlarının üzerinde yarattığı tahribati engelleyemiyoruz. Her türlü yaşam. Köpek dövüşleri, boğa güreşleri, hayvanlar üzerinde yapılan deneyler, hayvan çiftlikleri….Liste sonra ermiyor. Daha geçtiğimiz on yıl içerisinde milyonlarca büyükbaş hayvan insanlarca yok edildi.

Ancak bu da yetmiyor. Avrupa’nın ortasında bile insan hayatı da sistematik bir şeklide yok ediliyor. Siviller en son teknoloji ürünleri ile ne olduklarını bile anlayamadan öldürülüyorlar. İzlediğim bir televizyon programını hatırlıyorum. Burada çok gururlu bir muhabir, yerin altındaki sığınaklara bile ulaşabilen yeni bir füze sistemini anlatıyordu. Yani insanların canını sığındıkları bir yerde bile alabilen bir yöntem! Bu çok acı. Böyle de olmalı.

‘Gelişmiş dünya’nın bir üyesi olup olmamamız, diğerlerini eleştirecek hakkımız olup olmaması ya da az gelişmiş ülkelerin ‘kınanacak insanları’ arasında olup olmamamız farketmemeli – hepimiz sistematik ölüme karşı durmalıyız. Yaşamı zalimlere karşı korumalıyız, ayrım yapmadan, bahaneler bulmadan, ayrıcalık yapmadan… Koşulsuz olarak.

.Aslında ben onlarla 20 yılı aşkın bir süredir evimi paylaşıyorum. Adlarını Yodi, Miscia ve Marcvs koyduk. Ancak zaman içinde bu isimlerin önemi azalıyor; onlar artık ‘oğlumuz’ ya da ‘kızımız’ ya da ‘kardeşimiz’ oluyorlar. O ışıldayan gözlerindeki derin ancak çaresiz bakışı çok iyi bilmekteyim. Hayatlarımıza ekledikleri mutluluğu da. Ve onlardan ayrılmak zorunda kaldığınızda içinizden birşeyin nasıl kopup gittiğini de.

Yani bir kez daha belirtmek gerekirse, sizleri bana mesaj atmaya iten bu resimler beni de derinden yaraladı. Aslında internette ölüm kampı olarak gösterilseler de, aslında söz konusu bu barınaklar en başta hayvanseverlerin girişimi ve belediyelerin desteği ile kuruldular. Oğlum bu barınaklara yemem götüren kişilerden sadece biriydi. Ancak ne yazık ki buralardaki dört bacaklı misafirlerimizin sayısı giderek artıyor ve bunun sonucunda da onlara şehirlerde gereken ortam ve bakımın sağlanması imkansız hale geliyor. Aslında biz hayvanseverler de bu artıştan sorumluyuz. Kısırlaştırma ülkemizde yaygın bir uygulama değil. Sonuç olarak, yeni doğan kedi ve köpeklerin sayısı bizim bakabileceğimizden çok daha fazla.

Bir bakan olarak bu zalim ve acı verici olaylarla doğrudan bir ilgim bulunmuyor, ancak yavru hayvanların kalp atışlarının parmaklarımla hissetmiş bir insan olarak ben de sorumluluk kabul ediyorum. Bu barınaklara kaynak sağlanması için elimden geleni yapacağım, ve bu üzücü olaylardan sorumlu olanları bizzat uyaracağım.

Size endişelerinizi bizimle paylaştığınız için teşekkür ederim. Bu dostalarımıza daha iyi bir ortam yaratabilmek için sizin desteğinize ihtiyacımız var. Sizin desteğiniz bu barınaklarda çalıişan gönüllüleri de cesaretlendirecektir’.

Saygılarımla,

Ertuğrul Günay

Bu mesajın bir bakan tarafından yazılmış olması oldukça üzücü. Bir yandan, hükümet sokak hayvanları sorununun tek çözümü olarak benimsenen ‘Kısırlaştır ve Yerine Bırak’ sistemini getiren bir yasa çıkartmış iken, diğer yandan yine ayni hükümet ülkenin dört bir yanında köpek öldürme operasyonları yürütüyor. Ankara, İstanbul, Antalya vs… Her yerde, her gün devam eden bir sistematik soykırım. Sorumlulara karşı açılan davalar birikiyor. Aslında inanılmaz boyutlarda bir trajedi. Bütün dünyanın her gün gördüğü bir utanç kaynağı.

Ve derken Bakan Günay bize insanların kötülüğünden, ineklerin öldürülmesinden (zannedersek o da bizim gibi vejeteryen), savaşlarda ölen insanlardan bahseden duygusal bir mesaj gönderiyor. Tabii bir de yavru köpek gözlerinin en sevdiği şey olduğunu ekleyerek hayvanseverliğini de vurguluyor. Yaraya tuz eklercesine, bir de barınaklar için kaynak yaratma sözü veriyor.

Şaka gibi..

İşte bu da bizim Sn. Günay’a cevabımız:

Kaynak yaratma konusunu gelecek seçimlere bırakın Sn. Günay. Ülkedeki barınakların rezil ve utanç verici durumu hakkında bahaneler üretmek yerine de, kanunların ön gördüğü gibi, Kısırlaştır ve Yerine Bırak sistemini uygulayın.

Oğlunuz bu resimleri gördüğünde ne hissedecek merak ediyoruz. Bunlar dün Beykoz’da çekildiler ve bunları gördüğünüzde gözyaşları dökmek yerine utanç duymalısınız. Zira bir bakan olarak bu cinayet ve zulümden siz de bizzat sorumlusunuz.

ertugrul.gunay@kultur.gov.tr

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/9543228.asp?gid=233&sz=42807

7 Responses

Subscribe to comments with RSS.

  1. WELL DONE WELL WRİTTEN!

    Yasemin BABAN

    July 30, 2008 at 4:12 pm

  2. Arkadaşlar biraz abartmıyor musunuz? Burada bir iletişim sorunu mu yaşanıyor acaba? Gayet medeni bir dille yazılmış mesaj, bunu kim ve neden üzücü bulmuş bir zahmet açıklayabilir misiniz? Kültür bakanının hayvan haklarıyla doğrudan sorumluluğu olmamasına rağmen açıklama yapmış. Ayrıca gerçekten birisi bana “Yaraya tuz eklercesine, bir de barınaklar için kaynak yaratma sözü veriyor” ne demektir açıklayabilir mi? Kaynak yaratma sözü vermesini olumlu karşılamak yerine tepki gösteren insan ne gibi bir öneri getiriyor? Yazdığınız şeyi bizimle paylaşmadan önce okumayı bir deneseniz hiç fena olmayacak.

    murat s.

    July 30, 2008 at 4:20 pm

  3. bir bakan bu kadar caresiz bir durumduysa..vay halimize..islam dini allahin yarattigi canlilara saygi gostermek, dogayi korumak gibi fikirlerle insanlari egitmeli….turbanla
    bozmussunuz aklinizi..hukumetin bir parcasi olarak asil bu konuya ozen gosterin ve cozum uretin..kadinin sac teli gozukunce dunyanin sonu gelmez, ama yesil alanlar yok edildikce, hayvanlar katledildikce, yasadigimiz yerler cehenneme cevrildikce, dogal kaynaklarimiz sorumsuzca harcanmaya devam ettikce , diprim gibi dogal felaketler
    yakamizi birakmayacaktir..
    Dogaya saygi, doganin en az bizim kadar bir parcasi olan hayvanlara saygi..
    bunu saygiyi ancak devlet basarabilir..okullarda ogrencilere hayvan sevgisi verilmelidir..
    din derslerinde dogaya saygi ogretilmelidir..
    o koltukta oturmanizin bir anlami olmali..ben orda oturuyorsam, bu kadar caresiz oldugumu belirten bir yazi yerine, basin toplantisi duzenler bu olayi kinardim sayin bakan..biz sizi bunun icin oraya oturttuk!!!!

    figen erdogan

    August 1, 2008 at 2:13 am

  4. Bu yazıyı okuduğumda sizi bakanlıktan ve onun getirisi olan ulasılamayan yerlere ulasabilmek ve koordineli is yürütebilme gücünden mahrum bir vatandas olarak düsündüğümde ve yaplanlara göz yumma ve kabul etme gibi yandaslık gösterilerinizden soyduğumda sizinle acınızı öyle çok paylasıyorum ki…

    Güç, irade varetme ve yoketme gücü vermediği gibi görmemezlikten gelme rahatlığıda vermemeli.

    Oturulan koltukta ne yazık ki o koltuğa gidene kadarki ayrıntıcı, çözüm üretici ve hassas yapı birden bire yerini at gzlükleri takmıs ve tamami ile “sorun” olanı çözme eğilimde bir kisiliğe dönmüyor mu bu dehset verici birsey!

    Analitik çözümler üretebilme yetisi siz de dahil resmi bir makama dahil olayan birçok insanda varken sizdeki “üretilen çözümleri uygulayabilme” gücü orada olusunuzun sebebidir zaten. Arastırma ve gelistirme yapmanız ve bir adım sonraya götürmeniz gerekirken gözleri yarı kapalı yürüyüsünüzü kınıyorum. Sizler orada daha fazla efor, daha fazla emek, daha fazla basarabilme inancı tasıdığınız için varsınız. Ve sizler bunu bize asılayacakken ve bunu sistematik ve profesyonel bir iskelet üzerinde bir ekip ile yapacakken bir yavru köpeğin gözlerin veya kalp atısından bahsetmeniz bana o kadar ilkokul sırası türkçe komposizyon yarısmalarını anımsattı ki miğdem bulandı.
    Ricam uyanınınız! devran böyle dönmüyor ve bunu değistirebilecek bu konularda “doğruyu uygulayabilme” devrimi yaratabileecek gücünüz var! Ve size de yakısan zaten budur!

    Saygılarımla
    Banu Öztaş

    banu oztas

    August 1, 2008 at 7:05 am

  5. allah seni kahretsiun lanet olasi baskan geber insallah!!!

    cemre tepecik

    August 3, 2008 at 9:39 am

  6. ALLAH SENIN GIBI BASKANIN BELASINI VERSIN !!!!!!

    bahar t.

    August 30, 2008 at 9:40 pm

  7. Sayın Bakan, hala sorumluları uyarmaktan söz ediyor, dikkatinizi çekerim – cezalandırmaktan değil. Acaba onlara, ‘Çocuklar, iyi iş çıkardınız ama biraz daha ağırdan alsaydınız da, bu kadar dikkat çekmeseydiniz,’ mi diyecek?

    Bu arada, lanet okuyan arkadaşlara da bir çift sözüm var: Allah kime ne yapacağını çok iyi bilir. Lanet okumak abesle iştigaldir (eski Türkçeden anlamayanlar için, boş işlerle uğraşmaktır).

    Lale E.

    September 25, 2008 at 8:09 am


Leave a Reply