Ergul’un Almanya Gezisini Durdurun


Sevgili Almanya ve Hollanda’li hayvanseverler,
Ogrenmis bulunuyoruz ki,Muharrem Ergul,Istanbul Beykoz ilcesinin belediye baskani,onumuzdeki 29 Mayis’da Almanya’yi ziyaret edecek.
Ziyaretinin detaylarini tam olarak bilmiyoruz,ve Beykoz belediyesi de gizli tutmak icin elinden geleni yapiyor.Ancak,sunu biliyoruz ki Ergul, guvenilirligini kaybetmis olan yonetimine destek toplamak icin Mulheim an der Ruhr sehrini ziyaret etmeyi planliyor.
Barinaga el koyulmasini sizlere duyurdugumuzdan bu yana,Beykoz barinagindaki durum ilerleme gostermedi,barinak gonullulere kapatildi ve toplu katliamlar yapildi.Ardindan,ormandaki bir suru talihsiz hayvanin olumu ile sonuclanan bir dizi hayvan avlama partisi duzenlendi.
Butun bunlar,medyanin gormeyen gozleri ve Turk toplumunun adeta cileden cikaran eylemsizligi sebebiyle devam edebildi.Malesef,toplum ve medya yillardan sure gelen bu tarz suistimallere alismis durumda ve olaylarin vehametine paralel tepki veremiyor.
Bu platformdan sizlere,Alman ve Hollanda’li hayvanseverlere,Turkiye’deki sokak hayvanlarina yardim etme kararliliginizi eyleme dokmeniz,ve adi siddet,aldatma ve olum ile esanlamli hale gelmis olan Beykoz baskani Muharrem Ergul’un Avrupa ziyaretini boykot etmeniz icin icin cagrida bulunuyoruz.
Alman ve Hollanda’li dostlarimizin essiz hayvanseverligine ve mukemmel orgutlenme becerilerine guveniyor,ve Avrupa’nin artik bu tarz suistimallere tahammul etmeyecegini,ve Avrupa standartlarina uyum saglamanin bir kac goz alici konut insa etmekten ibaret olmadigini gosterecek bir eylem duzenleyeceklerine inaniyoruz.
Almanya’nin tek ve gur bir sesle itirazini gosterecegine guveniyoruz.Sizden,sececeginiz bir hayvan haklari orgutu ile iletisim kurarak bu talihsiz ziyareti engelleyecek bir dizi eylem gerceklestirmenizi rica ediyoruz.
Sizlerden Ankara’daki Alman Buyukelciligi;
Address:Ataturk Bulvari 114, 06690 Kavaklidere, Ankara
Phone: +90 312 455 51 00
Faks: +90 312 426 69 59
infomail@germanembassyank.com
ve Munheim on the Ruhr belediyesi ile iletisim kurmanizi ve onlara boyle bir hakareti kabul etmeyeceginizi,bu ziyarete siddetle karsi ciktiginizi,ve bu ziyaretin gerceklesmesinin siyaseten buyuk bir hata olacagini soylemenizi istiyoruz.
Almanya’nin seffaflik yasalari geregi bu ziyaretin detaylarinin gizli tutulmasi mumkun degildir. Mulheim on the Ruhr yetkililerine bu gezinin butun detaylarinin halka ilan edilmesi icin baski yapin ve bu talihsiz ziyareti daha gerceklesmeden engelleyin.
Hayvanlar icin…
Sucun kabulu
Belediye mobil kliniklerimizi bize iade etti.Kliniklerimize yaklasik iki ay boyunca el koymuslardi.Bu kliniklerin bize iade ediliyor olmasi bile,sucun kabulu anlamina gelmektedir. Belediye,ekipmanim izi ve kisisel malzemelerimizi hukuka uygun olmayan bir bicimde kullanmistir.Ekipmanimiz ancak avukatimiz belediyeyi ziyaret edip,kime karsi olduklarinin kendilerine avukatimiz tarafindan aciklanmasinda sonra iade edilmistir…







Beykoz Katliam

Tam Beykoz’daki durum daha da kötüye gidemez düşünürken, barbar Beykoz yönetimi yeni bir uygulama yolu daha seçti.
Polonezköy’deki tabiat parkı bekçileri, köpek avlama partileri düzenlemeye başladı.
Bir kaç ay önce, Ergül, bizim yani gönüllülerin köpekleri Çin’deki restaurantlara ve Almanya’daki deney labratuarlarına sattığımıza dair saçmasapan iddialarda bulundu.
Bu gerizekalı zihniyet şimdi de, belediye tarafından ormanlara bırakılmış güçsüz sokak köpeklerinin, tehlikeli canavarlara dönüştüklerini ve kurt sürüleri gibi biraraya gelerek parktaki geyikleri avlamaya çıktıklarını iddia ediyor.
Allahaşkına, bu insanlar hayvan davranışları hakkında hiç mi birşey bilmiyorlar!! Bu barbar, ahlaksız, çıkar peşinde koşanların içinde insanlığa dair en ufak bir iz bile yok mu?
Peki çözüm ne? Her akşam Polonezköy’de avlanma partileri düzenleyip, vurabildikleri kadar çok sayıda köpeği vurmak mı? Aşağıda da görebileceğiniz gibi vurulan köpeklerden kimisi henüz 6 aylık.
Bu resimleri yayınlayıp yayınlamama konusunu çok düşündük ama sonra bu yavrunun anlamsız ölümüne biraz da olsa anlam katmanın ve anısını yaşatmanın en iyi yolunun bu olacağına karar verdik.
Bu yavru, Polonezköy’de son bir kaç gündür öldürülen yüzlerce masum ve zararsız köpekten sadece biri. Durumu jandarmaya bildirdik ve hemen bir rapor hazırlayarak yasal süreci başlattılar.
Aşağıdaki resimler 5 adet kurşunun, 6 aylık bir yavrunun vücudunda yarattığı etkiyi gösteriyor. Bu resimler Beykoz’da yaşanan barbarlığın, acımasızlığın ve vahşetin birer yansıması.
Bu resimler herhangi bir Avrupa ülkesinde yayınlanmış olsa, çoktan Ergül’ün o rahat koltuğuna malolurdu. Hayvanseverler, sorumlular hakkında gerekenin yapılması için birleşirlerdi.
Ama Türkiye’de neler olacağını öngöremiyoruz. Zaman gösterecek.
Bu kabusun sona ermesine yardımcı olmak için, Almanya ve Hollanda’daki dostlarımızın her zamankinden güçlü bir şekilde mücadelelerini sürdüreceklerine inanıyoruz.
Ergül, önümüzdeki günlerde Meihr in the Ruhr’daki arkadaşlarıyla buluşmak üzere Almanya’ya seyahat edecek. Bu; seyahatini protesto etmek için bir çağrı niteliği taşısın. Yarın size seyahatinin detayları hakkında bilgi vereceğiz.
Beykoz yönetimin hakkettiği yere yani tarihe karışması için siz Türk ve Avrupalı hayvanseverlere güveniyoruz.
Lütfen bizle blog yoluyla iletişime geçin, yardımınıza ihtiyacımız var.
Beykozkillers



Muharrem Ergül +90 533 / 664 70 58
mergul@beykoz.bel.tr
Ihsan Öksüz +90 532 / 406 37 57
i.sabrioksuz@beykoz.bel.tr
Private Secretariat 0216 / 331 36 56
Prime Ministry Republic of Turkey: info@abgs.gov.tr
Press Department Interior Ministry: basin@icisleri.gov.tr
Interior Ministry Director: aaksu@icisleri.gov.tr
Berater des Innenministers: ozelkalem@icisleri.gov.tr
Public Relations Prime ministers office: halklailiskiler@basbakanlik.gov.tr
Minister of Tourism: bilgi@basbakanlik.gov.tr
Minister für Umwelt und Forstwirtschaft: bilgi@osmanpepe.com.tr
Turkey EU delegation delegation-turkey@cec.gov.tr
Muharrem Ergül’ün Çıkardığı Harika İşler

Türkiye’nin müthiş barınağı ve Türkiye’nin en iyi valisi olan Muharrem Ergül’ün – ki kendisi en dürüst, en doğrucu ve en şefkatli politikacılardandır – yaptıklarının fotoğraflarını görüyorsunuz. Gerçek bir hayvansever olan M. Ergül ülkedeki hayvanların yüzünü değiştiriyor.

Muharrem Ergül’ün Beykoz köpeklerine verdiği harika, besleyici yemekler.
Çöp ve bayat ekmek karışımı köpekleri sağlıklı ve mutlu kılıyor, Muharrem de bunu seviyor.

Yemekler valinin ofisinden direk getiriliyor.

Muharrem’in uyguladığı Kısırlaştır ve Yerine Bırak sistemi biraz enteresan. O işinin başına geçtiğinden beri Beykoz’daki köpek sayısı katlanarak arttı. Ergül köpek yavrularını çok seviyor. Her köşe başında bir düzine yavru olmayan sokak kalsın istemiyor.

Köpek yavruları için yemek… Harika iş Ergül.

Ergül’ün bebekleri… Beykoz’daki Kısırlaştır ve Yerine Bırak sistemi müthiş bir başarı…
Türk politikacılar arasında görülen en keskin zeka, ahlak ve çalışkanlığın müthiş örneği.

Örnek alınacak işler….

Bernie Ecclestone’ Mektup. Başkan, Formula 1 Yönetimi
Bernie Ecclestone’ Mektup
Başkan
Formula 1 Yönetimi
Formula 1 Management LTD
6 Princes Road
cc. Kadir Topbas, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı
Sayın Ecclestone,
Dün, 11 Mayıs’ta, Bruno Senna’nın - dünyanın en iyi Formula 1 yarışçılarından birinin - İstanbul Formula 1 Parkında bir sokak köpeğine çarpmasını bütün dünya dehşetle izledi ve gözlerine inanamadı.
Neyse ki Sayın Senna bu çarpışmadan kurtuldu, yarışmayı terk etmek zorunda kalmış olsa da. Sayın Senna için sonuçta şansı yaver gitti diyebiliriz, hemen oracıkta ölen köpek içinse böyle birşey söylemek mümkün değil.
Sonuç çok çok daha kötü olabilirdi. Kazaya bir yerine çok sayıda yarışçı karışabilirdi, kazanın sonuçları yarış dünyasını sarsabilir, Ayrton Senna’nın San Marino’da ölümüyle sonuçlanan olayı anımsatabilirdi.
Olan oldu. Dünyanın dört bir yanından milyonlarca insan televizyonlarının ve bilgisayar ekranlarının karşısında harika bir yarış beklerlerken bu olay üzerine sindiler.
Ne Formula 1 ne de bu spor benzer kazalara yabancı değil. Ancak bazıları için bu olay sadece Wimbledon’ın ana sahasında çırılçıplak dolaşan birini görmek kadar utanç verici olsa da, bunun dünkü kabus gibi bu anın
yaşanmasıyla ilgili sorumlu kişilerin yüzlerinde beliren utanç ve ilkellikle karşılaştırılabilmesi mümkün değil.
Bugün İstanbul’da sorumlular aranacak. Büyük ihtimalle güvenlik ve bakımdan sorumlu bir iki kişi işten atılacak. Çok daha trajik olarak yüzlerce sokak köpeği belediyelerce bu utanç dolu anın öcünü almak istercesine toplanıp öldürülecek.
Sayın Ecclestone, bu olayın geçmişi çok trajik. Olaylardan sorumlu kişi, toplayıp öldürmenin İstanbul’un sokak köpeği sorununa çare olmadığını, daha akıllıca ve uzun vadeli çözümler aranması gerektiğini fark edememiş olan ve şehirde Kısırlaştır ve Yerine Bırak kampanyasını hayata geçirmeyi başaramamış olan Sayın Kadir Topbaş, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’dır.
Sizi detaylarla sıkmayacağım Sayın Ecclestone. Türkiye’nin dünyaya karşı imajının bir kısmından sorumlu bir yatırımcı olan Formula 1′in sorumluluklarını da hatırlatmayacağım.
Formula 1 dünyadaki en büyük spor olaylarından biri. Bütün dünyadaki destekçileri düşünüldüğünde ticari bir operasyondan çok daha fazlası.
Değişim için önayak olması da gerekir.
Dünkü olay her gün, yüzlerce kere İstanbul’un yollarında yaşanıyor. Belediyeler tarafından yollara atılan hayvancağızlar trafikten kaçabilmek için çıldırmış gibi koşuyorlar. Bunlar İstanbul’un diğer yüzü, CNN’in
göstermediği yüzü.
Sayın Ecclestone, sizden ricam İstanbul Belediye Başkanı’ndan resmi bir ziyaret için randevu talep ederek Kısırlaştır ve Yerine Bırak programının uygulanmasını istemeniz. Bunu yaparak yalnızca bu sporu olası trajedilerden korumayacaksınız, aynı zamanda da bir ülkenin utanç verici bir sorununun, Türk sokak köpeklerinin, çözümüne katkıda bulunmuş olacaksınız.
Saygılarımla,
Ivan Jimenez
SHYKD
ÖLÜM MİMARI

Boğaziçini kucaklamasıyla ve gökyüzündeki kubbe ve minareleriyle İstanbul dünyanın en romantik şehirlerinden biri. Tarihi Bizans’tan, Konstantinapolis’likten Osmanlı Padişahlığının baş şehri olmaya kadar uzanıyor. Bugün İstanbul Türkiye’de kültürün kalbinin attığı yer. 2010 yılında da bu muhteşem şehir Avrupa’nın kültür başkenti olacak ve böylece Avrupa harikaları listesinde Floransa, Amsterdam, Paris ve Stockholm’un yanında yerini alacak.
Son yıllarda İstanbul yeni bir ismi hak etti: IstanCOOL (havalı İstanbul).
İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Haliç’in önündeki ofisinden bu şehirde yaşayan 14 milyon insanın günlük hayatını izliyor… bunun yanında çok daha şanssız canlıların, sokak köpeklerinin, gizlice öldürülmesini de izliyor.
Şu anda burada köpek avcılığı partilerinden, binlerce köpeğin yakındaki adalara boşaltılmasından ya da Topbaş’dan öncekilerin yaptığı insanlık dışı eylemlerden ayrıntılarıyla bahsetmeyeceğiz. Bunların yerine şu anda İstanbul Belediyelerinin (Şişli ve Kadıköy ilerici Belediye Başkanları sayesinde gurur duyduğumuz istisnalar) yürütmekte olduğu, gizli ve koordineli kampanyalardan bahsedeceğiz.
Bir ilahiyatçı ve mimar olan Kadir Topbaş 1977 yılında kendini siyasetçi olarak yeniden yarattı ve 2004 yılında da İstanbul Belediye Başkanı olarak hayat amacını İstanbul’u gerçek bir Avrupa kenti haline getirmeye dönüştürdü. Avrupa’yı gezerken yerlerin düzeni ve altyapısı, parkların temizliği onu çok etkiledi.. ve Hollanda’nın laleleri. Ayrıca London’nın Ulusal Müzesi’nin ya da Florence Ufizzi’nin önünde hiç köpek sürüsü görülmemesinden de etkilendi.
Topbaş’ı İstanbul’u Avrupa görünümlü bir şehir yapma gayretleri için alkışlasak da kabullenmek gerekir ki bunu yapmak mümkün değil. Bu şehrin etkisi ve cazibesi Doğu ve Batı kültürlerinin muhteşem bir şekilde harmanlanmış olmasından geliyor.
İstanbul’un sokak köpekleri nüfusuyla ilgili ne yapılacak? Mantık, istatistik ve yasalar bu nüfusu kontrol etmenin tek yolunun Kısırlaştır ve Yerine Bırak sistemini doğru bir şekilde uygulamaktan geçtiğini açıkça gösteriyor. Ancak Topbaş kısa dönemli bir çözüme resmi olmayan bir onay vermiş bulunmakta.
Bu çözüm ki yasadışı olmakla kalmıyor aynı zamanda etkisiz ve başarı şansı hiç yok. Öldürmek.
Bütün dikkatli gözlemlerine rağmen Topbaş Avrupa’daki hayatın çok önemli bir noktasını gözden kaçırmış bulunmakta. Avrupa köpekleri çok sever. Istanbul, uluslararası tanıtım ve halkla ilişkiler kampanyaları için açıklanmayan büyük tutarlarda para harcarken bu paraların çoğu Topbaş’ın ölüm kampları haberlerinin Avrupa’da duyulmasıyla ve süt verirken ölmüş anneyle yanında açlıktan ölmekte olan yavrularının resimlerinin Avrupa’daki insanların bilgisayar ekranlarında belirmesiyle çöpe gitmiş oluyor.
Beykoz’daki son olaylar bize teknolojinin gücünün nerelere vardığını gösterdi. Bugün Beykoz adı zalimlik ve barbarlıkla beraber anılıyor. Beykoz’daki görüntüler ve oradan çıkan sesler, vali Muharrem Ergül’le ilgili duyulanlar, bu harika şehrin imajını zedelerken aynı zamanda milyonlarca Türk ve Avrupalı’nın içini sızlatıyor.
Dün Türkiye’nin en büyük gazetesi, Hürriyet, Beykoz Belediyesi tarafından gerçekleştirilen yeni bir katliamı haber yaptı. Strikninin harap edici etkisiyle ölmüş köpeklerin, kedilerin ve başka çiftlik hayvanlarının resimleri vardı. Bir tarafta öksüz kalmış 11 köpek yavrusu ölü annelerinden son damla sütü emmeye çalışırken diğer yandan hayatında ilk kez insan eliyle gerçekleşmiş ölümlere şahit olan köy çocukları ağlıyordu. Sinirli köylüler Beykoz Belediye Başkanını ve öldürme emrini gerçekleştiren ekibini suçlarken neden kendi liderlerinin böyle bir katliam emri verdiğini anlamaya çalışıyordu. Burası hayvanları seven bir köydü ve şu anda önlerinde ölü olarak yatan hayvanların varlığı onlar için mutluluk kaynağıydı.
Bir belediye çalışanıysa başkanı Muharrem Ergül’ün ‘hayvanseverliğini’ alkışlıyordu.
Topbaş’ın bu yolun doğru ve ilerici yol olmadığını anlaması ne kadar zaman alacak? Işığı görmesini kaç Avrupa toplantısı, kampanya, gazete makalesi, ne kadar utanç sağlayacak? Kaç dava, kaç eylem, kaç boykot gerekli?
Avrupa kültürü lalelerden, modern resim müzelerinden ve alışveriş merkezinden çok daha fazlasıdır.
Umuyoruz ki bir gün Topbaş bu şehrin büyük bir ihtiyaç içerisinde olduğu gerçek mimara dönüşür.
Ölüm mimarı olmak yerine hayat oluşturur.
BEYKOZ ÖLÜM KAMPI !
Yukarıda gördüklerinizin sorumluları, Beykoz Belediye Başkanı Muharrem Ergül , Belediye Başkan Yardımcısı İhsan Sabri Öksüz ve dalkavukluklarını yapan, başta Ayzer Büyüker ve Dohayko Genel Sekreteri Nesrin Çıtırık olmak üzere, akla hayale sığmayan iftiralarla dolu şikayetlerde bulunan kişilerdir.Her telefon edene , “elimde Nesrin Çıtırık’ tan gelen mektup var, siz köpek satıyormuşsunuz” diyen İhsan Sabri Öksüz, bunu neden kameralar karşısında söyleyecek yürekliliği gösterememektedir ?
ESERİNİZLE GURUR DUYUN ÇOCUKLAR. AMA ŞUNU SAKIN UNUTMAYIN!!!. ÖLÜM BİZİ BU DÜNYADAN AYIRANA KADAR , SİZLERE BU YAPTIKLARINIZIN BEDELİNİ ÖDETMEK İÇİN VAR GÜCÜMÜZLE UĞRAŞACAĞIZ… ÖMRÜNÜZÜN GERİ KALANINI MAHKEMELERDE SÜRÜNEREK GEÇİRECEKSİNİZ. SİZİN GÜCÜNÜZ ANCAK VE ANCAK SESİ ÇIKMAYAN BU ZAVALLI CANLILARA YETER…












Salgın

Bu Muharrem Ergül’ün becerisinin bir sonucu.
2.000 köpekli bir barınağı işletmek kolay bir iş değil Ergül.
Bu resimlere bir bakın. Sizin idareniz altına girmiş olan bu zavallı hayvanların geleceğinden bahsetmeme izin verin.
Beykoz barınağı dermatitis larvae salgınından etkilenmek üzere. Beceriksiz, tembel ve eğitimsiz işçilerinizle güya veterineriniz barınağı dezenfekte etmediler.
Şu anda toprak larva dolu ve çok yakında bütün köpekler etkilenecek. Tüyleri büyük oranda dökülecek. Yakında sıçana benzeyen 2.000 tane köpek olacak.
Bu görüntüleri görmekten hoşlanıyor musunuz Ergül? Belki de hoşlanıyorsunuzdur… Ama size söylemeliyim, hiçbir hayvansever böyle bir ihmalkarlığı görmekten hoşlanmaz… ve Avrupa’daki bütün hayvanseverler sizin yaptıklarınızı izliyor Ergül.
Bir barınağı işletmek sadece ekmek ve su getirmek değildir Ergül, daha çok şey var. Siz ve ekibiniz bu işleri yapacak yetkinliklere sahip değilsiniz ve maalesef burada gördüklerimiz daha herşeyin başlangıcı.
Kedi odasının durumunu hayal bile edemiyoruz. Ergül, korku müzesi yapıyorsunuz.
Tebrikler… Yakında bütün ülke Beykoz’un halinden utanacak. Bunun gerçekleşeceğinden emin olacağız.




Kapalı kapılar

Beykoz Barınağındaki gelişmeleri yazmamızın üzerinden henüz 24 saat bile geçmemişti ki Muharrem Ergül, Beykoz Belediye Başkanı, birinci kareye geri döndü.
Dün Yasemin Baban, birliğimizin başı, İhsan Öksüz ve hırsız ekibi tarafından yasadışı bir şekilde el konulmuş olan eşyalarını almaya barınağa gitti.
Barınağa ulaştığında Erol isim, düne kadar mutlulukla ‘bağış’ kabul eden güvenlik görevlisi durdurdu. Öksüz’den hiçbirimizi barınağa sokmamak konusunda talimat almıştı.
Bir an için Yasemin jandarmaya haber verip durumla bu şekilde başa çıkmayı düşündü ama sonra vazgeçti. Yaşanan olay hemen avukatımıza bildirildi Ergül aleyhine açmış olduğumuz dava dosyasına eklendi.
Ergül Trabzonlu, Türkiye’nin kuzeyinde Karadenizli. O bölgenin insanları genel olarak dürüst, gururlu, çalışkan, faal ve başına buyruk olarak bilinir. Öyle görünüyor ki burada sadece son iki özelliği almış biriyle karşı karşıyayız.
Basına ve kamuoyuna sürekli yalan söylemesi kendi ismini, kariyerini ve belediyenin ismini hayvan istismarı ve yasadışı hareketlerle eşanlamlı hale getirmiş bulunuyor.
Kendisi Beykoz’u ulusal utanç kaynağı haline getirdi.
Sayın Başkan, bu blog’dan Beykoz gönüllüleri size bir söz vermek istiyor. Siz gerçeklerle yüzleşmedikçe, pişman olduğunuzu ortaya koymadıkça ve olayı bu noktaya getirdiğiniz için bizden ve dünyadan özür dilemedikçe bu konu unutulmayacak. Bu günler, haftalar, aylar ya da yıllarca sürebilir ama asla pes etmeyeceğiz. Hem de konuya olan ilginin azalmasına asla izin vermeyeceğiz. Tam aksine, zaman geçtikçe, eylemler daha da yoğunlaşacak. Son günlerde websitemiz dört websitesi oldu ve yansımaları hızla büyüyor. Önümüzdeki hafta itibariyle iki yeni dil daha ekleyeceğiz ki anlattıklarımız daha büyük kitlelerce okunabilsin.
Ergül’ün takımının yanında Nesrin Citirik, Adanas Barbie’ın yanında sadece temizlik müdürü İhsan Öksüz, Ayzer Büyüker isimli sahtekar ve 6.000 dolarlık ödülümüzü alabilmek için kanıt toplamaya çalışan, çok düşük maaşla çalıştırılmakta olan bir grup insan var. Diğer taraftan karşısında ise uluslararası baskı ve bu konuda adaleti sağlamak konusunda kararlı olan, sürekli büyüyen bir grup insan var. Platformumuz kamu ve devlet sektöründen diplomatlar, işadamları, entellektüeller, akademisyenler, avukatlar, doktorlar, basın çalışanları, medya uzmanları ve artık sessiz kalmak istemeyen çok sayıda normal vatandaş var. Ayrıca bu platform Avrupa Birliğinde konuyu bıkmayıp usanmadan duyuran, sayısı her geçen gün çoğalan destekçilerle birlikte uluslararası boyut kazanmış durumda.

Bir politikacının herhangi bir konuyu kişisel kan davasına dönüştürmesi her zaman için çok kötü bir fikirdir. Eğer soruna fiziksel bir müdahalede bulunmayacaksa (ki bu durumda hepimizi öldürmesi gerekir), her zaman için süreç içerisinde kaybedecek kişi kendisi olur. Ergül’ün kariyeri bütün bunlardan zarar görmektedir.
Enteresandır ki Ergül kendisini websitesinde bir kültür adamı, aydın bir öğretici, sporcu, Istanbul belediyelerinin Avrupa Birliğiyle ilişkilerini yütüten kişi olarak tanıtıyor.
(http://www.beykoz.bel.tr/b_kisi_detay.asp?tur=284&id=94)
Tarihe kendisini aşıla ve yerine bırak sistemini doğru uygulayarak Beykoz’daki köpeklerin sorununa çözüm bulmuş insan olarak yazdırmak ya da belediyesini ve kariyerini şaka konusu yapacak bir noktaya getirmek tamamen Ergül’ün kendi kararı olacaktır.
Son birkaç haftada çok sayıda mektup bütün bu korkunç olaylardan sorumlu kişinin yüzünü görmek istediğini söylüyordu. Ağırbaşlı duruşunu görmek istiyorlardı, gypsi kostümünde, para isterken ya da suçlu Afrikalı diktatörün yanında Armani takım elbisesiyle değil, gerçeği..
Bu nedenle işte burada, Muharrem Ergül, Beykoz’a seçilmiş Belediye Başkanı. Lütfen yorum yapmaktan kaçınmayın. Blog’umuzu okuduğunu biliyoruz.
ASLA ASLA DEMEYİN

Beykoz’dan güncelleme.
Dün Beykoz Barınağı, çok sayıda endişeli insanı temsil eden iki bireyi ağırladı.
Bulguları şöyle:
1. Köpeklere yemek ve su veriliyor.
2. Yeni itlaflar ya da ormana atmalar (ki bu İstanbul Belediyelerinin ortak ve sürekli gerçekleştirdikleri bir eylem) olduğuna dair bir delil yok.
3. Daha önce gelenlere çok kötü davranışlarda bulunan güvenlik görevlileri ve barınak veterineri artık gelenlere karşı çok kibar.
Yanlış anlamayın, Muharremn Ergül aniden isteyerek strateji değiştirmiş değil. Bu ani değişiklikler SİZİN SAYENİZDE gerçekleşiyor.
Değişim koordineli bir şekilde çalışan ve yeter artık diye düşünen binlerce insan sayesinde oluyor.
Son dönemde olan bazı olaylar şöyle:
· Belediye server’larının çökmesine neden olacak kadar çok sayıda e-mail gönderimi.
· Yüzlerce telefon görüşmesi.
· Hem Belediye binasına hem de barınağa ziyarete giden gönüllüler.
· Ziyarete giden diplomatik delegeler. Buna ek olarak New York’taki temsilcimiz Marijo Gillis (WAGNY), in Türk Konsolosluğu’na gitmesi ve Washington’daki Büyükelçi Şensoy’a bir rapor takdim etmesi.
· Hem yerel hem de uluslararası gösteriler. Peta Almanya’nın bu işe karışması çok sayıda arkadaşımız olan bir ülkenin de bu konuda koordineli bir baskı oluşturması için çok başarılı oldu. Peta’ya teşekkür ediyoruz.

Medya baskısı. Bütün büyük kanallar barınaktaki içler acısı durumu tekrar tekrar ele aldı. Medyanın baskısı o kadar çok oldu ki Belediye Başkanı Ergül sadece bununla ilgilenecek bir halkla ilişkiler takımı oluşturdu. Maalesef (onlar için maalesef) bu takım beceriksiz olduğunu gösterdi ve Ergül’ün kariyerinde yalnızca bir utanç kaynağı oldu. Sayın Başkana bir tavsiye: hepsini işten atın.
· Grubumuz şu ana kadar gerçekleşmekte olan katliamı ve sorumlularını dünyaya gösteren kısa film yaptı. Burada:
SPOT
· Hukuki işlemler. 40’dan fazla kişi Beykoz savcısının karşısına çıkarak resmi şikayetlerini verdi. Bunun yanısıra bizim tarafımızdan Belediye Başkanına görevini kötüye kullanmaktan açılan dava da var.
Değişim ani oldu. Birkaç gün önce arkadaşımız Yasemin Baban gözlem yapmak için barınağa gittiğinde elinde bir evrak vardı. Ancak kapıda durduruldu. Belediyeden gelen emirler kesindi. Yasemin Baban, Berrin Olcay ve o korkunç yabancı uyruklu adam (saygılarımla) asla içeri alınmayacaktı. Kapıdaki güvenlik görevlilerinin bilmediği ise şuydu: Yasemin Baban’ın elindeki evrak mahkeme tarafından hazırlanmış, jandarmanın güvenlik görevlilerinden bizim içeri girmemizi yasaklayan kişilerin kim olduğuna dair bilgi alması gerektiğini belirten bir evraktı.
Jandarmaya bir telefon ve işte kapılar sonuna kadar açılmakla kalmadı, aynı zamanda içeri girmeyi engelleyen güvenlik görevlileri sorgulama için karakola götürüldü.
Çok teşekkürler Yasemin… Bunlar güvenlik görevlilerinin sorguya götürülürken fısıldadıkları son kelimeler oldu.
Sanırım bu arkadaşlarla ve patronlarıyla çok yakında mahkemede tanışacağız.
Tekrar söylemek lazım.. Bütün bu değişiklikler SİZİN SAYENİZDE oluyor. Bizim burada yaptığımız sadece koordinasyonu sağlamak.
Bu ani değişikliklerden memnun olsak da henüz zafer kazandığımız söylenemez. Bu forumdan size rica ettiklerimiz:
· Belediye Başkanına e-mail ve telefon baskısına devam edin. Bir altındaki kişinin e-mailları da çökmüş durumda ama ona da göndermeyi sürdürün.
· Hiçbir şekilde herhangi bir gönüllü grubu ya da kurumu Beykoz Belediyesine finansal destek yapmamalı. Yapacak olursa bu para asıl kullanıcılara (Perla, Tyson, Pamuk… yani köpekler!) kesinlikle gitmeyecektir, ancak belediye hayvanseverlerin desteğini alıyoruz diyerek bu durumu kullanacaktır. Onlara verilecek paralar öldürdükleri köpekleri meşrulaştırma yollarında kullanılacaktır. Para vermeyin, saklayın.. Yakında ihtiyaç olabilir.
· Beykoz barınağını ziyaret edin. Herhangi bir saatte gidin. En başta günde yalnızca bir saat ziyarete izin vardı. Sonra bu iki saate çıktı. Oysa ki barınağın ziyaret saatlerini kısıtlamak yasal olarak yasak. Bu nedenle istediğiniz zaman gidin. Sizi içeri almakla yükümlüler ve eğer almak istemezlerse jandarmayı arayın.
· Yarın sabah Beykoz barınağında olacağız. Lütfen bize katılın. Bunu da kitlesel bir ziyarete dönüştürelim.
Sayın Ergül, bu durum ancak İhsan Öksüz ve Ayzer Büyüker uzaklaştırılıp onların yerine herkesin kabul edeceği kişiler atandığında bitecektir. Ayrıca bunun gibi toplu katliamların ileride tekrarlamasını engellemek için Belediyenin ‘aşıla ve yerine bırak’ işleminin doğru yapılacağına dair bağlayıcı bir protokol imzalanmasını talep ediyoruz.
Son olarak Belediye, Yasemin Baban ve Berrin Olcay’a attığı iftiralar ve öne sürdüğü yalanlar için özür dilemelidir.
Bütün bunlar şu anki olumsuz durumun sona ermesi için olmazsa olmaz şartlardır.
Birkaç hafta önce İhsan Öksüz şöyle demişti: Berrin Olcay’ı bir daha ASLA Beykoz barınağına sokmayacağız.
ASLA ASLA DEMEYİN.
Lütfen baskıyı sürdürelim.

















