Posts Tagged ‘Arif Daglar’
Beykoz Barinagi Once ve Sonra
Bu gordukleriniz Muharrem Ergul’un, Beykoz belediye baskaninin, eseri.
Bu aslida O’nun tarafindan butun Turk hayvanseverlere, barinaga gidip yardim etmeye calisan kisilere, hakimlere, temel insani degerlere karsi denilen bir “hadi be ordan”..
Beykoz barinaginin arkasinda yasayan 500 kopek artikyok. Bu kopeklerin hepsi Beykoz gonulluleri tarafindan saglanan tahta klubelerde yasiyorlardi
Iste burada, once ve sonra cekilmis resimler.





SONRA.
SU ANDA HEPSI HAYATLARINI KAYBETTILER.





Sevgili Arkadaslar,
Siz bu yaziyi okurken, Beykoz hayvan barinagi bosaltiliyor. Iceride kalan son kopekler de cevredeki koylere ve ormanlara atiliyor. 2000 kopegin yok olmasi inkar edilemez, artik isi tamamliyorlar…
Asagidaki resimde gordugunuz kisilerbelediye ekibi. Siz bu satirlari okurken, isin sonuna gelmek uzereler.

Beykoz: yeni kesin deliller !!!
Gune bir telefon alarak basladik.
Basin mensubu bir arkadasimiz, bizi arayarak bugune kadar gorulmemis belgelerden bahsetti. Bu belgeler basina sizmisti ve Beykoz belediye baskani Muharren Ergul’u dogrudan bu bolgede bu yil boyunca uygulanan kopek itlafina bagliyordu.
Anlasilan oydu ki, bu katliamlara dahil olan bir kisi artik vicdanina yenilmisti ve belgeleri aciga cikarmaya karar vermisti.



Bu belgeler Muharrem Ergul’un halka, basina ve mahkemelere gercekleri soylemediginin direk kaniti.
Burada gorecekleriniz direk olum fermanlari. ITLAF EKIBI lafi geciyor, yani OLUM FERMANI.
Itlafi gerceklestirecek kisilerin adlari bile geciyor: Huseyin Atasever, Yasar Duman ve Husamettin Palabiyik. Itlaf arabasini plakasi bile var: 34 GT 608.
Olum emirleri belediyedik sorumlu kisilerce verilmis. Emirler aninda yerine getirilmis – bazen zehirleme ile, bazen, asagidaki resimlerde goreceginiz gibi, bas bolgesine bir el ates edilerek.
Bu vakada bir villada calisan bir kisi bizimle iletisim kurdu, ve genellikle kopek cesetlerini ormana atan bir belediye arabasi hakkinda sikayette bulunmak istesdi. Bu zavalli kopek 5 kere vurulmust. 3 kez bas bolgesine, 2 kez de vucut. Cesedi, tilki ve cakallardan tarafindan yenmesi icin atilmisti.


Su anda butun belgeler yetkililerin elinde ve mahkemede delil olarak kullanilacak.
Muharrem Ergul’emergul@beykoz.bel.tr adresine e-posta atin.
.jpg)
Not: 34 GT 608 plakasını trafik.gov.tr veritabanında araştırdık. Bu veritabanından, bir araç hakkında bütün bilgileri elde edebiliyorsunuz, araç çalıntı mı değil mi gibi bilgilere de ulaşılabiliyor. Buna göre 34 GT 608
Markası: DE SOTO
Modeli: 2002
Sahip Belge Tarihi: 23:01.2002
Tescil Birimi: Beykoz
Renk: Mavi
Cinsi: Kamyonet
Çalıntı mı: HAYIR
Hak Mahrumiyeti: Var
Hacizli Yakalamalı: Beykoz Vergi Dairesi 09.04.2008
Hacizli: Beykoz İcra Müdürlüğü 02.05.2007
Yani bu araç zaten yasadışı bir araç! Daha önce bir kere el konulmuş olan araç, ödenmemiş vergi borçları yüzünden yine hacizli! Bu işi kazdıkça daha çok şey çıkıyor altından.
Muharrem’in Cenneti
Yakin bir zamanda Muharrem Ergul, soyle dedi
“Beykoz barinagi muhtesem bir yer, hayvanlarimiz icin sicacik bir yuva”
Iste Ergul’un sicacik bir yuva oldugunu soyledigi yer burasi… Hasta ve tedavi gormeyen hayvanlarin, Agustos gunesi altinda nefes alabilmek icin mucadele verdigi bir yer.. kopeklerin keneler tarafindan canli canli yendigi bir yer… kopeklerin kisirlastirma icin getirildikten sonra katledilip ormanin bir kosesine atildiklari bir yer… calisanlarin hayvanlara bakmak yerine cay kahve ictigi ve porno dergiler okudugu bir yer.. curumus ceset kokularini alabildiginiz bir yer..
Igrenc. Utan verici.. Ulusal bir utanc kaynagi.











Muharrem Ergul’e bir e-posta atin. Neler oldugunu bildiginizi soyleyin:
Uluslararası Kınama
Bugün dünyanın çeşitli yerlerindeki hayvanseveler oldukça şaşırtıcı bir mesaj aldılar. Görünüşe göre, bu mesaj Türkiye Turizm Bakanı Ertuğrul Günay imzalı idi. İşte gelen mesaj:
‘Gönderdiğiniz email beni çok üzdü ve bu nedenle size bizzat cevap vermeye zorunlu hissettim. Hayvanlara ya da herhangi bir canlıya karşı kötü muameleyi mazur görmem mümkün değildir. Bu olaylar karşısında af da dileyemem. Hiçbirşey hayatın kendisinden daha kutal olamaz. Derin bir üzüntü içindeyim.
Biz insanlar sürekli olarak kendimizi doğa ile bütünleştirmekten söz ediyor, doğayı ve çevremizi düzenlemek için sistemler geliştiriyor ve ekolojinin bir parçası imiş gibi davranıyoruz. Ancak halen kurmuş olduğumuz ‘en ileri yaşam seviyesesinin’ diğer yaşam formlarının üzerinde yarattığı tahribati engelleyemiyoruz. Her türlü yaşam. Köpek dövüşleri, boğa güreşleri, hayvanlar üzerinde yapılan deneyler, hayvan çiftlikleri….Liste sonra ermiyor. Daha geçtiğimiz on yıl içerisinde milyonlarca büyükbaş hayvan insanlarca yok edildi.
Ancak bu da yetmiyor. Avrupa’nın ortasında bile insan hayatı da sistematik bir şeklide yok ediliyor. Siviller en son teknoloji ürünleri ile ne olduklarını bile anlayamadan öldürülüyorlar. İzlediğim bir televizyon programını hatırlıyorum. Burada çok gururlu bir muhabir, yerin altındaki sığınaklara bile ulaşabilen yeni bir füze sistemini anlatıyordu. Yani insanların canını sığındıkları bir yerde bile alabilen bir yöntem! Bu çok acı. Böyle de olmalı.
‘Gelişmiş dünya’nın bir üyesi olup olmamamız, diğerlerini eleştirecek hakkımız olup olmaması ya da az gelişmiş ülkelerin ‘kınanacak insanları’ arasında olup olmamamız farketmemeli – hepimiz sistematik ölüme karşı durmalıyız. Yaşamı zalimlere karşı korumalıyız, ayrım yapmadan, bahaneler bulmadan, ayrıcalık yapmadan… Koşulsuz olarak.
.Aslında ben onlarla 20 yılı aşkın bir süredir evimi paylaşıyorum. Adlarını Yodi, Miscia ve Marcvs koyduk. Ancak zaman içinde bu isimlerin önemi azalıyor; onlar artık ‘oğlumuz’ ya da ‘kızımız’ ya da ‘kardeşimiz’ oluyorlar. O ışıldayan gözlerindeki derin ancak çaresiz bakışı çok iyi bilmekteyim. Hayatlarımıza ekledikleri mutluluğu da. Ve onlardan ayrılmak zorunda kaldığınızda içinizden birşeyin nasıl kopup gittiğini de.
Yani bir kez daha belirtmek gerekirse, sizleri bana mesaj atmaya iten bu resimler beni de derinden yaraladı. Aslında internette ölüm kampı olarak gösterilseler de, aslında söz konusu bu barınaklar en başta hayvanseverlerin girişimi ve belediyelerin desteği ile kuruldular. Oğlum bu barınaklara yemem götüren kişilerden sadece biriydi. Ancak ne yazık ki buralardaki dört bacaklı misafirlerimizin sayısı giderek artıyor ve bunun sonucunda da onlara şehirlerde gereken ortam ve bakımın sağlanması imkansız hale geliyor. Aslında biz hayvanseverler de bu artıştan sorumluyuz. Kısırlaştırma ülkemizde yaygın bir uygulama değil. Sonuç olarak, yeni doğan kedi ve köpeklerin sayısı bizim bakabileceğimizden çok daha fazla.
Bir bakan olarak bu zalim ve acı verici olaylarla doğrudan bir ilgim bulunmuyor, ancak yavru hayvanların kalp atışlarının parmaklarımla hissetmiş bir insan olarak ben de sorumluluk kabul ediyorum. Bu barınaklara kaynak sağlanması için elimden geleni yapacağım, ve bu üzücü olaylardan sorumlu olanları bizzat uyaracağım.
Size endişelerinizi bizimle paylaştığınız için teşekkür ederim. Bu dostalarımıza daha iyi bir ortam yaratabilmek için sizin desteğinize ihtiyacımız var. Sizin desteğiniz bu barınaklarda çalıişan gönüllüleri de cesaretlendirecektir’.
Saygılarımla,
Ertuğrul Günay
Bu mesajın bir bakan tarafından yazılmış olması oldukça üzücü. Bir yandan, hükümet sokak hayvanları sorununun tek çözümü olarak benimsenen ‘Kısırlaştır ve Yerine Bırak’ sistemini getiren bir yasa çıkartmış iken, diğer yandan yine ayni hükümet ülkenin dört bir yanında köpek öldürme operasyonları yürütüyor. Ankara, İstanbul, Antalya vs… Her yerde, her gün devam eden bir sistematik soykırım. Sorumlulara karşı açılan davalar birikiyor. Aslında inanılmaz boyutlarda bir trajedi. Bütün dünyanın her gün gördüğü bir utanç kaynağı.
Ve derken Bakan Günay bize insanların kötülüğünden, ineklerin öldürülmesinden (zannedersek o da bizim gibi vejeteryen), savaşlarda ölen insanlardan bahseden duygusal bir mesaj gönderiyor. Tabii bir de yavru köpek gözlerinin en sevdiği şey olduğunu ekleyerek hayvanseverliğini de vurguluyor. Yaraya tuz eklercesine, bir de barınaklar için kaynak yaratma sözü veriyor.
Şaka gibi..
İşte bu da bizim Sn. Günay’a cevabımız:
Kaynak yaratma konusunu gelecek seçimlere bırakın Sn. Günay. Ülkedeki barınakların rezil ve utanç verici durumu hakkında bahaneler üretmek yerine de, kanunların ön gördüğü gibi, Kısırlaştır ve Yerine Bırak sistemini uygulayın.
Oğlunuz bu resimleri gördüğünde ne hissedecek merak ediyoruz. Bunlar dün Beykoz’da çekildiler ve bunları gördüğünüzde gözyaşları dökmek yerine utanç duymalısınız. Zira bir bakan olarak bu cinayet ve zulümden siz de bizzat sorumlusunuz.
ertugrul.gunay@kultur.gov.tr

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/9543228.asp?gid=233&sz=42807
Istanbul, 2010 Avrupa Kültür Baskenti…

Beykoz Belediye Baskani Muharrem Ergul ve Kartal Belediye Baskani Arif Daglar arasindaki ortak nokta nedir?
Iste sonuç.. Ölüm partileri ve vergiler ile ödenen katliamlar..




Türk halki buna göz yumdukça bu böyle devam edecek.Bu yapilanlara “dur” demenin tek yolu ortak hareket ederek bu suç ve suçlulari teshir etmek Ve ,en önemlisi bu insanlari mahkemeye çikarmak.
Bunu yapmadigimiz sürece hiçbir sey degismeyecek ve bu barbar görüntüler Türkiye’nin sembolu haline dönüsecek..
Simdiden dönüsmeye basladi…
Herkes yataklarında huzur içinde uyurken onlar iç organları yavaş yavaş parçalanarak ve kan kusarak öldüler.
Istanbul 2010’da Avrupa’nın kültür başkenti olmaya hazırlanıyor.