Posts Tagged ‘Ertugrul Günay’
Muharrem’in Cenneti
Yakin bir zamanda Muharrem Ergul, soyle dedi
“Beykoz barinagi muhtesem bir yer, hayvanlarimiz icin sicacik bir yuva”
Iste Ergul’un sicacik bir yuva oldugunu soyledigi yer burasi… Hasta ve tedavi gormeyen hayvanlarin, Agustos gunesi altinda nefes alabilmek icin mucadele verdigi bir yer.. kopeklerin keneler tarafindan canli canli yendigi bir yer… kopeklerin kisirlastirma icin getirildikten sonra katledilip ormanin bir kosesine atildiklari bir yer… calisanlarin hayvanlara bakmak yerine cay kahve ictigi ve porno dergiler okudugu bir yer.. curumus ceset kokularini alabildiginiz bir yer..
Igrenc. Utan verici.. Ulusal bir utanc kaynagi.











Muharrem Ergul’e bir e-posta atin. Neler oldugunu bildiginizi soyleyin:
Uluslararası Kınama
Bugün dünyanın çeşitli yerlerindeki hayvanseveler oldukça şaşırtıcı bir mesaj aldılar. Görünüşe göre, bu mesaj Türkiye Turizm Bakanı Ertuğrul Günay imzalı idi. İşte gelen mesaj:
‘Gönderdiğiniz email beni çok üzdü ve bu nedenle size bizzat cevap vermeye zorunlu hissettim. Hayvanlara ya da herhangi bir canlıya karşı kötü muameleyi mazur görmem mümkün değildir. Bu olaylar karşısında af da dileyemem. Hiçbirşey hayatın kendisinden daha kutal olamaz. Derin bir üzüntü içindeyim.
Biz insanlar sürekli olarak kendimizi doğa ile bütünleştirmekten söz ediyor, doğayı ve çevremizi düzenlemek için sistemler geliştiriyor ve ekolojinin bir parçası imiş gibi davranıyoruz. Ancak halen kurmuş olduğumuz ‘en ileri yaşam seviyesesinin’ diğer yaşam formlarının üzerinde yarattığı tahribati engelleyemiyoruz. Her türlü yaşam. Köpek dövüşleri, boğa güreşleri, hayvanlar üzerinde yapılan deneyler, hayvan çiftlikleri….Liste sonra ermiyor. Daha geçtiğimiz on yıl içerisinde milyonlarca büyükbaş hayvan insanlarca yok edildi.
Ancak bu da yetmiyor. Avrupa’nın ortasında bile insan hayatı da sistematik bir şeklide yok ediliyor. Siviller en son teknoloji ürünleri ile ne olduklarını bile anlayamadan öldürülüyorlar. İzlediğim bir televizyon programını hatırlıyorum. Burada çok gururlu bir muhabir, yerin altındaki sığınaklara bile ulaşabilen yeni bir füze sistemini anlatıyordu. Yani insanların canını sığındıkları bir yerde bile alabilen bir yöntem! Bu çok acı. Böyle de olmalı.
‘Gelişmiş dünya’nın bir üyesi olup olmamamız, diğerlerini eleştirecek hakkımız olup olmaması ya da az gelişmiş ülkelerin ‘kınanacak insanları’ arasında olup olmamamız farketmemeli – hepimiz sistematik ölüme karşı durmalıyız. Yaşamı zalimlere karşı korumalıyız, ayrım yapmadan, bahaneler bulmadan, ayrıcalık yapmadan… Koşulsuz olarak.
.Aslında ben onlarla 20 yılı aşkın bir süredir evimi paylaşıyorum. Adlarını Yodi, Miscia ve Marcvs koyduk. Ancak zaman içinde bu isimlerin önemi azalıyor; onlar artık ‘oğlumuz’ ya da ‘kızımız’ ya da ‘kardeşimiz’ oluyorlar. O ışıldayan gözlerindeki derin ancak çaresiz bakışı çok iyi bilmekteyim. Hayatlarımıza ekledikleri mutluluğu da. Ve onlardan ayrılmak zorunda kaldığınızda içinizden birşeyin nasıl kopup gittiğini de.
Yani bir kez daha belirtmek gerekirse, sizleri bana mesaj atmaya iten bu resimler beni de derinden yaraladı. Aslında internette ölüm kampı olarak gösterilseler de, aslında söz konusu bu barınaklar en başta hayvanseverlerin girişimi ve belediyelerin desteği ile kuruldular. Oğlum bu barınaklara yemem götüren kişilerden sadece biriydi. Ancak ne yazık ki buralardaki dört bacaklı misafirlerimizin sayısı giderek artıyor ve bunun sonucunda da onlara şehirlerde gereken ortam ve bakımın sağlanması imkansız hale geliyor. Aslında biz hayvanseverler de bu artıştan sorumluyuz. Kısırlaştırma ülkemizde yaygın bir uygulama değil. Sonuç olarak, yeni doğan kedi ve köpeklerin sayısı bizim bakabileceğimizden çok daha fazla.
Bir bakan olarak bu zalim ve acı verici olaylarla doğrudan bir ilgim bulunmuyor, ancak yavru hayvanların kalp atışlarının parmaklarımla hissetmiş bir insan olarak ben de sorumluluk kabul ediyorum. Bu barınaklara kaynak sağlanması için elimden geleni yapacağım, ve bu üzücü olaylardan sorumlu olanları bizzat uyaracağım.
Size endişelerinizi bizimle paylaştığınız için teşekkür ederim. Bu dostalarımıza daha iyi bir ortam yaratabilmek için sizin desteğinize ihtiyacımız var. Sizin desteğiniz bu barınaklarda çalıişan gönüllüleri de cesaretlendirecektir’.
Saygılarımla,
Ertuğrul Günay
Bu mesajın bir bakan tarafından yazılmış olması oldukça üzücü. Bir yandan, hükümet sokak hayvanları sorununun tek çözümü olarak benimsenen ‘Kısırlaştır ve Yerine Bırak’ sistemini getiren bir yasa çıkartmış iken, diğer yandan yine ayni hükümet ülkenin dört bir yanında köpek öldürme operasyonları yürütüyor. Ankara, İstanbul, Antalya vs… Her yerde, her gün devam eden bir sistematik soykırım. Sorumlulara karşı açılan davalar birikiyor. Aslında inanılmaz boyutlarda bir trajedi. Bütün dünyanın her gün gördüğü bir utanç kaynağı.
Ve derken Bakan Günay bize insanların kötülüğünden, ineklerin öldürülmesinden (zannedersek o da bizim gibi vejeteryen), savaşlarda ölen insanlardan bahseden duygusal bir mesaj gönderiyor. Tabii bir de yavru köpek gözlerinin en sevdiği şey olduğunu ekleyerek hayvanseverliğini de vurguluyor. Yaraya tuz eklercesine, bir de barınaklar için kaynak yaratma sözü veriyor.
Şaka gibi..
İşte bu da bizim Sn. Günay’a cevabımız:
Kaynak yaratma konusunu gelecek seçimlere bırakın Sn. Günay. Ülkedeki barınakların rezil ve utanç verici durumu hakkında bahaneler üretmek yerine de, kanunların ön gördüğü gibi, Kısırlaştır ve Yerine Bırak sistemini uygulayın.
Oğlunuz bu resimleri gördüğünde ne hissedecek merak ediyoruz. Bunlar dün Beykoz’da çekildiler ve bunları gördüğünüzde gözyaşları dökmek yerine utanç duymalısınız. Zira bir bakan olarak bu cinayet ve zulümden siz de bizzat sorumlusunuz.
ertugrul.gunay@kultur.gov.tr

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/9543228.asp?gid=233&sz=42807