Beykoz’un olum tarlalari!!!

Beykoz Barinagi Gercekleri

Posts Tagged ‘İhsan Öksüz

Beykoz Barinagi Once ve Sonra

with 28 comments

Bu gordukleriniz Muharrem Ergul’un, Beykoz belediye baskaninin, eseri.

Bu aslida O’nun tarafindan butun Turk hayvanseverlere, barinaga gidip yardim etmeye calisan kisilere, hakimlere, temel insani degerlere karsi denilen bir “hadi be ordan”..

Beykoz barinaginin arkasinda yasayan 500 kopek artikyok. Bu kopeklerin hepsi Beykoz gonulluleri tarafindan saglanan tahta klubelerde yasiyorlardi

Iste burada, once ve sonra cekilmis resimler.

SONRA.

SU ANDA HEPSI HAYATLARINI KAYBETTILER.


Sevgili Arkadaslar,
Siz bu yaziyi okurken, Beykoz hayvan barinagi bosaltiliyor. Iceride kalan son kopekler de cevredeki koylere ve ormanlara atiliyor. 2000 kopegin yok olmasi inkar edilemez, artik isi tamamliyorlar…
Asagidaki resimde gordugunuz kisilerbelediye ekibi. Siz bu satirlari okurken, isin sonuna gelmek uzereler.

Beykoz: yeni kesin deliller !!!

with 28 comments

Gune bir telefon alarak basladik.

Basin mensubu bir arkadasimiz, bizi arayarak bugune kadar gorulmemis belgelerden bahsetti. Bu belgeler basina sizmisti ve Beykoz belediye baskani Muharren Ergul’u dogrudan bu bolgede bu yil boyunca uygulanan kopek itlafina bagliyordu.

Anlasilan oydu ki, bu katliamlara dahil olan bir kisi artik vicdanina yenilmisti ve belgeleri aciga cikarmaya karar vermisti.

Bu belgeler Muharrem Ergul’un halka, basina ve mahkemelere gercekleri soylemediginin direk kaniti.

Burada gorecekleriniz direk olum fermanlari. ITLAF EKIBI lafi geciyor, yani OLUM FERMANI.

Itlafi gerceklestirecek kisilerin adlari bile geciyor: Huseyin Atasever, Yasar Duman ve Husamettin Palabiyik. Itlaf arabasini plakasi bile var: 34 GT 608.

Olum emirleri belediyedik sorumlu kisilerce verilmis. Emirler aninda yerine getirilmis – bazen zehirleme ile, bazen, asagidaki resimlerde goreceginiz gibi, bas bolgesine bir el ates edilerek.

Bu vakada bir villada calisan bir kisi bizimle iletisim kurdu, ve genellikle kopek cesetlerini ormana atan bir belediye arabasi hakkinda sikayette bulunmak istesdi. Bu zavalli kopek 5 kere vurulmust. 3 kez bas bolgesine, 2 kez de vucut. Cesedi, tilki ve cakallardan tarafindan yenmesi icin atilmisti.

Su anda butun belgeler yetkililerin elinde ve mahkemede delil olarak kullanilacak.

Muharrem Ergul’emergul@beykoz.bel.tr adresine e-posta atin.

Not: 34 GT 608 plakasını trafik.gov.tr veritabanında araştırdık. Bu veritabanından, bir araç hakkında bütün bilgileri elde edebiliyorsunuz, araç çalıntı mı değil mi gibi bilgilere de ulaşılabiliyor. Buna göre 34 GT 608

Markası: DE SOTO

Modeli: 2002

Sahip Belge Tarihi: 23:01.2002

Tescil Birimi: Beykoz

Renk: Mavi

Cinsi: Kamyonet

Çalıntı mı: HAYIR

Hak Mahrumiyeti: Var

Hacizli Yakalamalı: Beykoz Vergi Dairesi 09.04.2008

Hacizli: Beykoz İcra Müdürlüğü 02.05.2007

Yani bu araç zaten yasadışı bir araç!  Daha önce bir kere el konulmuş olan araç, ödenmemiş vergi borçları yüzünden yine hacizli! Bu işi kazdıkça daha çok şey çıkıyor altından.

Muharrem’in Cenneti

with 3 comments

Yakin bir zamanda Muharrem Ergul, soyle dedi

“Beykoz barinagi muhtesem bir yer, hayvanlarimiz icin sicacik bir yuva”

Iste Ergul’un sicacik bir yuva oldugunu soyledigi yer burasi… Hasta ve tedavi gormeyen hayvanlarin, Agustos gunesi altinda nefes alabilmek icin mucadele verdigi bir yer.. kopeklerin keneler tarafindan canli canli yendigi bir yer… kopeklerin kisirlastirma icin getirildikten sonra katledilip ormanin bir kosesine atildiklari bir yer… calisanlarin hayvanlara bakmak yerine cay kahve ictigi ve porno dergiler okudugu bir yer.. curumus ceset kokularini alabildiginiz bir yer..

Igrenc. Utan verici.. Ulusal bir utanc kaynagi.

Muharrem Ergul’e bir e-posta atin. Neler oldugunu bildiginizi soyleyin:

mergul@beykoz.bel.tr

Uluslararası Kınama

with 7 comments

Bugün dünyanın çeşitli yerlerindeki hayvanseveler oldukça şaşırtıcı bir mesaj aldılar. Görünüşe göre, bu mesaj Türkiye Turizm Bakanı Ertuğrul Günay imzalı idi. İşte gelen mesaj:

‘Gönderdiğiniz email beni çok üzdü ve bu nedenle size bizzat cevap vermeye zorunlu hissettim. Hayvanlara ya da herhangi bir canlıya karşı kötü muameleyi mazur görmem mümkün değildir. Bu olaylar karşısında af da dileyemem. Hiçbirşey hayatın kendisinden daha kutal olamaz. Derin bir üzüntü içindeyim.

Biz insanlar sürekli olarak kendimizi doğa ile bütünleştirmekten söz ediyor, doğayı ve çevremizi düzenlemek için sistemler geliştiriyor ve ekolojinin bir parçası imiş gibi davranıyoruz. Ancak halen kurmuş olduğumuz ‘en ileri yaşam seviyesesinin’ diğer yaşam formlarının üzerinde yarattığı tahribati engelleyemiyoruz. Her türlü yaşam. Köpek dövüşleri, boğa güreşleri, hayvanlar üzerinde yapılan deneyler, hayvan çiftlikleri….Liste sonra ermiyor. Daha geçtiğimiz on yıl içerisinde milyonlarca büyükbaş hayvan insanlarca yok edildi.

Ancak bu da yetmiyor. Avrupa’nın ortasında bile insan hayatı da sistematik bir şeklide yok ediliyor. Siviller en son teknoloji ürünleri ile ne olduklarını bile anlayamadan öldürülüyorlar. İzlediğim bir televizyon programını hatırlıyorum. Burada çok gururlu bir muhabir, yerin altındaki sığınaklara bile ulaşabilen yeni bir füze sistemini anlatıyordu. Yani insanların canını sığındıkları bir yerde bile alabilen bir yöntem! Bu çok acı. Böyle de olmalı.

‘Gelişmiş dünya’nın bir üyesi olup olmamamız, diğerlerini eleştirecek hakkımız olup olmaması ya da az gelişmiş ülkelerin ‘kınanacak insanları’ arasında olup olmamamız farketmemeli – hepimiz sistematik ölüme karşı durmalıyız. Yaşamı zalimlere karşı korumalıyız, ayrım yapmadan, bahaneler bulmadan, ayrıcalık yapmadan… Koşulsuz olarak.

.Aslında ben onlarla 20 yılı aşkın bir süredir evimi paylaşıyorum. Adlarını Yodi, Miscia ve Marcvs koyduk. Ancak zaman içinde bu isimlerin önemi azalıyor; onlar artık ‘oğlumuz’ ya da ‘kızımız’ ya da ‘kardeşimiz’ oluyorlar. O ışıldayan gözlerindeki derin ancak çaresiz bakışı çok iyi bilmekteyim. Hayatlarımıza ekledikleri mutluluğu da. Ve onlardan ayrılmak zorunda kaldığınızda içinizden birşeyin nasıl kopup gittiğini de.

Yani bir kez daha belirtmek gerekirse, sizleri bana mesaj atmaya iten bu resimler beni de derinden yaraladı. Aslında internette ölüm kampı olarak gösterilseler de, aslında söz konusu bu barınaklar en başta hayvanseverlerin girişimi ve belediyelerin desteği ile kuruldular. Oğlum bu barınaklara yemem götüren kişilerden sadece biriydi. Ancak ne yazık ki buralardaki dört bacaklı misafirlerimizin sayısı giderek artıyor ve bunun sonucunda da onlara şehirlerde gereken ortam ve bakımın sağlanması imkansız hale geliyor. Aslında biz hayvanseverler de bu artıştan sorumluyuz. Kısırlaştırma ülkemizde yaygın bir uygulama değil. Sonuç olarak, yeni doğan kedi ve köpeklerin sayısı bizim bakabileceğimizden çok daha fazla.

Bir bakan olarak bu zalim ve acı verici olaylarla doğrudan bir ilgim bulunmuyor, ancak yavru hayvanların kalp atışlarının parmaklarımla hissetmiş bir insan olarak ben de sorumluluk kabul ediyorum. Bu barınaklara kaynak sağlanması için elimden geleni yapacağım, ve bu üzücü olaylardan sorumlu olanları bizzat uyaracağım.

Size endişelerinizi bizimle paylaştığınız için teşekkür ederim. Bu dostalarımıza daha iyi bir ortam yaratabilmek için sizin desteğinize ihtiyacımız var. Sizin desteğiniz bu barınaklarda çalıişan gönüllüleri de cesaretlendirecektir’.

Saygılarımla,

Ertuğrul Günay

Bu mesajın bir bakan tarafından yazılmış olması oldukça üzücü. Bir yandan, hükümet sokak hayvanları sorununun tek çözümü olarak benimsenen ‘Kısırlaştır ve Yerine Bırak’ sistemini getiren bir yasa çıkartmış iken, diğer yandan yine ayni hükümet ülkenin dört bir yanında köpek öldürme operasyonları yürütüyor. Ankara, İstanbul, Antalya vs… Her yerde, her gün devam eden bir sistematik soykırım. Sorumlulara karşı açılan davalar birikiyor. Aslında inanılmaz boyutlarda bir trajedi. Bütün dünyanın her gün gördüğü bir utanç kaynağı.

Ve derken Bakan Günay bize insanların kötülüğünden, ineklerin öldürülmesinden (zannedersek o da bizim gibi vejeteryen), savaşlarda ölen insanlardan bahseden duygusal bir mesaj gönderiyor. Tabii bir de yavru köpek gözlerinin en sevdiği şey olduğunu ekleyerek hayvanseverliğini de vurguluyor. Yaraya tuz eklercesine, bir de barınaklar için kaynak yaratma sözü veriyor.

Şaka gibi..

İşte bu da bizim Sn. Günay’a cevabımız:

Kaynak yaratma konusunu gelecek seçimlere bırakın Sn. Günay. Ülkedeki barınakların rezil ve utanç verici durumu hakkında bahaneler üretmek yerine de, kanunların ön gördüğü gibi, Kısırlaştır ve Yerine Bırak sistemini uygulayın.

Oğlunuz bu resimleri gördüğünde ne hissedecek merak ediyoruz. Bunlar dün Beykoz’da çekildiler ve bunları gördüğünüzde gözyaşları dökmek yerine utanç duymalısınız. Zira bir bakan olarak bu cinayet ve zulümden siz de bizzat sorumlusunuz.

ertugrul.gunay@kultur.gov.tr

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/9543228.asp?gid=233&sz=42807

Istanbul, 2010 Avrupa Kültür Baskenti…

with 6 comments

Beykoz Belediye Baskani Muharrem Ergul ve Kartal Belediye Baskani Arif Daglar arasindaki ortak nokta nedir?

Iste sonuç.. Ölüm partileri ve vergiler ile ödenen katliamlar..

Türk halki buna göz yumdukça bu böyle devam edecek.Bu yapilanlara “dur” demenin tek yolu ortak hareket ederek bu suç ve suçlulari teshir etmek Ve ,en önemlisi bu insanlari mahkemeye çikarmak.

Bunu yapmadigimiz sürece hiçbir sey degismeyecek ve bu barbar görüntüler Türkiye’nin sembolu haline dönüsecek..

Simdiden dönüsmeye basladi…

Herkes yataklarında huzur içinde uyurken onlar iç organları yavaş yavaş parçalanarak ve kan kusarak öldüler.

Istanbul 2010’da Avrupa’nın kültür başkenti olmaya hazırlanıyor.

Katliam sayıları!!!

with one comment

Haziran ve Temmuz ayları arasında yetkililere ölüm raporu bildirilen köpek sayıları.
Şunu unutmayın bu sayılar halka açık olan yapılan ve gönüllüler tarafından jandarmaya rapor edilen vaka ve sayılar.
Gerçek sayı bu sayının KAT KAT üstünde.

06.05.2008 ALİ BAHADIR / BEYKOZ 10 köpek ve 2 kedi zehirlendi.
15.05.2008 POLONEZKÖY / BEYKOZ Orman koruyucuları tarafından 10-15 köpek silah ile vuruldu.
25.06.2008 SOGUK SU / BEYKOZ 4-5 köpek zehirlendi.
09.07.2008 RİVA / BEYKOZ 30 civarında köpek zehirlendi ve silah ile vuruldu.
12.07.2008 AKBABA / BEYKOZ 10 civarında köpek zehirlendi.
16.07.2008 PAŞABAHÇE / BEYKOZ 1 köpek zehirlendi.
17.07.2008 ANADOLU KAVAĞI / BEYKOZ Beykoz barınağına ait bir köpek zehirlendi.
18.072008 BOZHANE / BEYKOZ Beykoz barınağına ait 3 köpek katledildi.

Istanbul’dan görüntü ve sesler…

with one comment

Istanbul’dan görüntü ve sesler…

Bu resimler bugün Beykoz ‘un farkli köselerinde çekildi.Öglen saatinde.Genelde bu saatlerde köpekler günesten ve sicaktan saklanirlar.Aksam saatlerindeki ortami siz hayal edin,bütün köpekler su ve yemek bulabilmek için ortaliga çikarlar.

Muharrem Ergul ve Kadir Topbas’in belediye baskani olarak yaptiklari hiçbir belediyede olmadigi kadar açik ve net.
Beykozda gördügümüz tablo, acikli,zalimce,barbarca… Istanbul ve Türkiye için büyük utanç kaynagi… Istanbul, Avrupai bir kültür sehri…evet..çok dogru!!

Istanbul’dan görüntü ve sesler…Ölümün Görüntüsü, Istirabin Sesi

Beykoz Ve Olum

with 7 comments

Sevgili Hayvansever Dostlar,
Az once Beykoz Gonulluleri Dernegi baskani Yasemin Baban’dan bir mesaj aldik. Buradan sizlere Beykoz Beldediyesi Baskani Muharrem Ergul’un yaptiklarini duyurmaya devam etmekteyiz. Bir ara dusunduk ki, eger bu kisiye karsi yuruttugumuz mucadelenin boyutunu biraz da olsa kucultursek, bu barinaktaki durumun degisebilirdi. Hata ettik.

Dolayisiyla sizleri gecen ay icerisinde Beykoz’un olum tarlalarinda olanlar ile ilgili bilgilendirecegiz. Yasemin Baban ve Berrin Olcay tarafindan yonetilen sokak hayvanlari dernegi su anda belediyeye karsi cesitli davalar acmis durumda. Olcay ve Baban ayni zamanda belediyenin veterinerlik islerinden sorumlu olan o yabani Ihsan Oksuz’e karsi da iftira davasi actilar.
15 Temmuz gunu Olcay ve Baban, barinagin veterinerinin ve iscilerinin yasalara aykiri bicimde isten atilmasi ile ilgili bir dava icin mahkemedeydiler. Belediye bu kisilere 100.000 YTL (yaklasik 50.000 Euro) odemeye mahkum edildi.
Aslinda, hayal aleminde yasayan bir kisinin yasadisi eylemleri sonucunda vergi veren kisilerin cebinden boyle bir para cikmasi cok uzucu. Bu parayi kendi kisisel gelirinden odemeliydi.
Daha 6 ay kadar once 1500 kopegin barindigi Beykoz Barinagi’nda su anda tas catlasa 350 kadar kopek kalmis durumda!
Bu kopekler nereye gitti?Aslinda cevap acik, katledilip toplu mezarlara gomulmeyenler, Beykoz’daki koylerin yakinlarindaki ormanlara terkedildi. 30 derece sicaklik altinda su ya da yemek bulamayan bu kopekler, koylulerden medet umarak hayatta kalmaya calisiyorlar ancak ne yazik ki koyluler de onlari zehirliyor ya da silahlarla vurarak olduruyolar.

“Zehirle ve oldur” Beykoz’da artik siradanlasti. Belediye “kisirlastir ve yerine birak” sistemini uygulamayi redediyor. Bolgede hamile olan kopeklerin sayisi inanilmaz boyutta. Iclerinden hayatta kalmayi basarabilenler de yakinda koyluler tarafindan katledilecek.


Eskiden gunde yaklasik 20 kopegin kisirlastirildigi barinak su anda tamamen kontrolden cikmis durumda. Kopekleri yakalamakla gorevli olan personel, onlari denetleyecek gonullulerin de bulunmamasi sebebi ile, butun gun oturup cay kahve icmekten baska birsey yapmiyor.
Gectigimiz hafta bir grup Alman medya mensubu barinagi ziyaret etmek icin geldiler ve belediyeden randevu aldilar. Tabii bu grubun ziyareti sebebi ile barinak bastan asagiya yeniden hazirlandi. Uzerine yeni kiyafetlerini ceken Oksuz bizzat barinaga gitti. Eminiz ki, bu Alman medya mensuplari bu egitimsiz adamin soyledigklerine inanmadilar. Eminiz ki bu adam hayvan gonulluleri kopekleri Cin lokantalarina satiyorlar, bizse mukemmel bir is yapiyoruz dedigi zaman, bu Alman grubun uyeleri buna inanmadilar. Alman gazetecilerin bu kadar aptal olmadiklarina inanmak istiyoruz.
Baban’in telefonu Beykoz’dan gelen ihbarlardan susmak bilmiyor – araba carpmasi sonucu bacagi ya da kalcasi kirilan kopekler, zehirlenmis kopekler, cocuklarin gozu onunde vurulan kopekler ve daha akliniza ne gelirse.

Baban ve Olcay bu kopekler icin yapabilecekleri ne varsa yapiyorlar, onlari Istanbul’daki cesitli kliniklerde tedavi ettiriyorlar. Gectigimiz hafta, barinak yetkililerinden, yaralanmis olan iki tane kopegi iyilesene kadar barinakta tutmalarini istediler. Ama barinak bu istegi kabul etmedi….
Bravo Ergul!!
Beykoz barinagindaki veteriner klinigini Baban ve Olcay kurdular. Burasi Beykoz hayvanlari icin bir rehabilitasyon merkezi ve yasal olarak Beykoz’daki kopekler ile ilgilenmek zorundalar, ancak kopekleri gecici olarak tutabilecekleri yerleri bile yok.
Belediyenin kopek yakalama ekibi (cay kahve icmekle mesgul oldugundan) hicbir kopegi yakalayip kisirlastirmiyor. Baban ve Olcay tarafindan kisirlastirilmak uzere getirilen kopekler ise kabul edilmiyor. Barinak aslinda kopek yetistirme ciftligine dondu, kisirlastirilmamis disi ve erkek kopekleri bir arada tutuluyor. Durum bir facia, tam bir utanc kaynagi.

2007 yilinda Baban ve Olcay, 1200 metre kare branda aldilar ve bu branda ile kopeklere golgelik yaptilar. Bir ay once, 10 gonullu arkadasimiz barinaga giderek bu golgelikleri tekrardan takmak istediler, ancak izin verilmedi. Sebep ise, barinak calisanlari bunu kendileri yapacakmis. Temmuz ayinin sonuna geldik, ve daha hicbirsey yapilmadi. Kopekler yaz gunesinin altinda yavas yavas kizariyorlar.

Sorumlu veteriner hekim su anda 40 gundur tatilde! Yerine bakan veteriner ise gorev basinda. Bu kisi tamanen deneyimsiz, daha gecen hafta ameliyat ettigi bir kopek, ameliyattan sonra dogru duzgun dikis atilmadigi icin ic kanama gecirdi ve hayatini kaybetti. Bir baska kopege tam kritik bir durumda iken biz ulastik ve kurtardik.  Aslinda, bir sahilde bira satsa ya da gunes semsiyesi taksa daha iyi olur.

Kisaca, tam bir utanc.

Beykoz’un Olum Tarlalari’na hosgeldiniz. Hayvanlar icin bir cehennem.

Beykoz Sariyer Cankaya

with 12 comments

Beykoz, Sarıyer, Çankaya, değişik yerlere ama aynı iyilikten uzak insanlar.

Aslında ilginç; buinsanlar benzer yerler de kullanıyorlar: Ankara’da Çankaya çöplüğü ve Ankara’nın biraz dışındaki taş ocakları var, Sarıyer’de ise Belediye Başkanı Yusuf Tülün yine benzer biçimde Kısırkaya taş ocaklarını kötü emellerine alet ediyor, ve tabii bir de Beykoz var; çığrından çıkmış bu zulmün birinciliğine oynuyor. Aslında Beykoz belediyesi  hayvanları taş ocaklarına atmaya bile zahmet etmiyor – öldürdüğü hayvanları, bütün Türk gazetelerinde yazdığı gibi, ya kendi arka bahçesine gömüyor, ya da Polonezkoy’e’ atıyor ki burada da köpekler geyikleri öldürdükleri gibi saçma sapan bir gerekçeyle vurularak öldürülüyorlar.

Başka bir yere gidin, hikaye yine aynı, değişmiyor, başka bir katliam, tam da sizin şaşkın (ve çoğu zaman hareketsiz) gözlerinizin önünde.

Birileri iyi ki bu video kaydını çekmiş çünkü bu birçoğunuzu oraya götürmenin, ya da herhangi birşey yaptırmanın, tek yolu.

Bu insanlar cinayetten (evet cinayet) paçayı yırtan ve daha dün sizin koruduğunuz hayvanları, bu ülkenin yasaları ile korunan hayvanları, öldüren insanlar.

Kanuni işlem, bu tek yol.

Bilgisayar başında elektronik postalar göndererek bu iş olmayacak. Aslında bu zaman kaybından başka birşey değil.

Nesrin Çıtırık gibi egolarına yenilmiş kadınlar, Nuray Sakar, Gamze-Neer Erkök, Adile Pannicke gibi deli sosyopatlar, Ayzer Büyüker ve İhsan Öksüz gibi soytarı ve palyaçolar bütün bu cinayetler için bir mazeret bulmaya devam edecekler; aleyhte deliller dağ gibi birikirken, bunlar o zayıf bedenlerinde kalan son enerjiyi de katil belediye başkanlarını savunmak için harcayacaklar.

Eğer bu durumdaysanız, doğru şeyi yapın, savcılığa şikayette bulunun, mahkemeye verin, gözlerinizin üzerinde olduğunu bilmelerini sağlayın, ve biraz cesaretiniz varsa, ‘Türk olmaktan gurur duyuyorum’ diye haykırmak istiyorsanız, o zaman bize katılın çünkü bu günlerde güç ve cesaret kıtlığı var gibi gözüküyor….

İşte zevkle izleyin. Bu filmde, turizm reklamlarının ve yatırımcı konferanslarının saklamaya çalıştığı Türkiye’yi göreceksiniz.


http://www.dailymotion.com/swf/x5t5mh

Bu görüntüler dün saat 15:00’da Kanal 24’de yayınlandı.

4 yıl boyunca Ankara Yüzüncü Yıl barınağında çalışan bir adam, direk olarak nasıl köpekleri şehrin değişik yerlerinden topladıklarını, barınağa getirdiklerini, ve daha sonra her hafta nasıl köpekleri ücra köşelere attıklarını itiraf ediyor. Attıkları yerde ne su, ne yemek, ne çöp, ne insan…hiçbir şey yok. Barınak yöneticisi Murat ne derse yaptıklarını söylüyor. Her hafta ya da 10 günde bir kamyona 70-80 köpek, bazıları yavru, doldurup bu ücra köşeye attıklarını itiraf ediyor. Bu köpeklerden bir çoğu, açık yeşil küpe takıyor, yani aşılanmış ve bulundukları yere geri bırakılmış. Bu eski çalışan, sözde barınak sorumlusu olan Bayan Behiye Eryılmaz’ı 4 yıl içinde sadece bir kere gördüğünü söylüyor. Bu itiraftan yola çıkarak yapılan hesaplamalara göre, 6000’i yavru olan 24.000 köpeğin bu şekilde öldürüldüğü ortaya çıkıyor.

Öksüz dikkat

with one comment

Sayın Hayvanseverler

Sitemiz vasıtasıyla  bugün burada hepinizin bilgisi çerçevesinde, Beykoz Hayvan Barınağına şu anda üç ayı aşkın bir süredir kendi deyimiyle el koyup idaresini üstlenmiş olan İHSAN ÖKSÜZ’ün, barınakta bu süre içerisinde neler yapıldığına dair açıklama yapmasını talep ediyoruz.

Evet, İHSAN BEY 3 AYDA  Beykozluların sokak köpek sayısı sorunu ile ilgili ne gibi bir ilerleme kaydettiniz?

5199 kanun gereğince 3 AYDA KAÇ KÖPEK KISIRLAŞTIRILDI ??

Gönüllülerin sayesinde İstanbul’da bulunan barınakların en donanımlı ameliyathanesi olan Beykoz Hayvan Barınağını 3 aydır sizin sorunluluğunuz altında.

İki veteriner ve sizin bugün çalıştığını beyan ettiğiniz çalışan sayısının çok altında çalışan ile gönüllülerin zamanında günde 20 köpek kısırlaştırıldığı olduğu bu barınağın randımanını şimdi kaç ?

Bir yandan Belediye başkanı kısırlaştırılacak her köpek sayısından rant elde edecekmiş gibi Beykoz’da 20’000 köpek var diye abuk bir rakam telaffuz ediyor her yerde, öbür yandan yardımcısı el koyduğu barınağın kapasitesini kullanamıyorlar!

Belediyelere işleri düşenlerin , işlerinin hal olması için belediyelere bağış yaptıkları herkesin bildiği bir husustur.

Bir hayvan koruma derneğine göre bağış toplayabilme konusunda çok daha avantajlı bir durumda olduğunuz ortada olduğuna göre bugüne kadar barınak ve köpekler için kaç kuruş bağış toplamış olduğunuzu beyan eder misiniz  IHSAN BEY ?

Gönüllülere uygunsuz bağış almakla suçlayarak gazetelere beyan verdiniz ! sizin aldığınız bağış varsa uygunsuz olmaması için buyrun lütfen açıklayın !

İtham ettiğiniz gönüllülerin aldıkları bağışlar ve harcadıkları Derneğin kayıtlarındadır. Dernekler Kurulu Masasına ve Maliye ye bildirimleri düzenli yapılmıştır.

Sizinkileri kim kontrol ediyor? Barınakla ilgili yaptığınız harcamaları nereden öğrenebiliriz ? Saklanacak bir şey yok ise siz açıklar mısınız ?

Belediyenize işi düşen bir şahısın yardım olarak barınağa köpeklere kuru mama alma teklifi geri çevrilmiş yerine bilgisayar vs.. istenmiş diye bilgilendirildiğimizi bu arada belirtmek isteriz.

BAŞKALARINI DA TEŞVİK ETMEK AMACIYLA YARDIMLARIYLA ÖRNEK GÖSTERİLMESİ GEREKEN KİŞİLERİ BİLİNÇLİ OLARAK KARALAMAYA ÇALIŞTINIZ !

TOPLUMUMUZA YAPTIKLARINIZIN YANLIŞ OLDUĞUNU AÇIKLAMAYA DEVAM EDECEĞİZ VE HİÇ YILMIYACAĞIZ BİLESİNİZ .